Ruhan Odabaş

SEÇİMLER VE ADAYLAR, GÖZÜME TAKILAN İSİM: MUHARREM CAN

Türkiye yeni bir seçimin eşiğinde. Önümüzde iki haftayı bile bulmayacak bir süreç var. Belediye başkanlarını, meclis üyelerini, muhtarları, bir başka deyişle yerel yöneticilerimizi seçeceğiz.

Farklıdır. Genel seçimlerde etkili olan parti etiketinin yerel seçimlerde ağırlığını kişiye kaydırdığını çok zaman görmüşüzdür, sanıyorum bu seçimlerde de göreceğiz. Daha yakından tanıdığımız, bire bir dokunduğumuz birilerini seçmek bizim için hem daha kolay, hem de daha keyifli olacak.

GÜLER MİSİN AĞLAR MISIN!..

AKP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Recep Tayyip Erdoğan, iyice yaklaşan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimi için hazırladığı seçim beyannamesini açıklamış, gördünüz mü?

İnsan ne söyleyeceğini bilemiyor doğrusu. Bu beyanname 16 yıldır iktidarda olan AKP’nin mi yoksa muhalefette olan partilerden birinin mi kestiremiyor.

KRİZ VAR MI?

“Evet var” demeye korkanlardan mısınız?
“Söylersem beni vatan haini ilan ederler” kuşkusunda mısınız?
Belki haklısınız da, birileri bunu mutlaka söylemeli. Söylemeli çünkü gerçekten iyi gitmiyoruz, iyi yönetilmiyoruz…
Cemil Çiçek’i tanırsınız değil mi?

KAVGADA SÖYLENMEZ

Siz bakmayın kimi insanların toplam yüz sözcükle yaşamlarını sürdürdüklerine. Gerçekte Türkçe oldukça zengin bir dildir. Biraz aklı başında, bir parça okuyan insanların dilindeki Türkçede öyle sözcükler vardır ki, ne okkayla tartabilirsiniz, ne metreyle ölçebilirsiniz.
Alın size bir örnek;

DOLAR MI DOLMAZ MI?..

Dünyanın jandarması olarak tanımlanan ABD, kendisiyle hiç ilgisi olmayan, en uzak ülkelere bile burnunu sokuyor, savaşlar çıkarıyor, silahlar satıyor, yer altı ve yerüstü zenginliklerini sömürmekte hiç sakınca görmüyor. Dünyanın diğer ülkeleri de ABD’nin bu emperyalist tavrını izliyor, yorumluyor, sonuç olarak da susuyor.

KAMYONCUDAN AL HABERİ

Yaşamını önemli ölçüde kamyonculuk yaparak sürdürme çabasında olan insanların yaşadığı bir bölgede, Artvin’de, Borçka’da doğdum. Doğa koşullarının bunca zor, tehlikelerle dolu olduğu yöre insanını çok iyi tanırım, yürekliliğini, yaratıcılığını, pratik zekâsını çok iyi bilirim. Kimilerinin;
“Kamyon sürücüsü işte, ne olacak ki” demelerinin ötesindedir o insanlar. Otingo’nun tepesinden, Samzore’den, eski tip, güçlü bir fren sistemi olmayan kamyonla tonlarca tomruğu düze indirmek ne demektir bilir misiniz?..

KADINLAR DAYANIŞMALI

Yalnızca bizim ülkemizde değil, dünyanın birçok ülkesinde, özellikle geri kalmış ülkelerinde kadınların yakındığı şeydir;
“Erkekler bize yol vermiyor!” derler.
Bir yanıyla doğrudur bu söylem. Ne ki, bu eşitsizlikte kadınların hiç mi suçu yoktur?
Erkek egemen toplumlarda fiziksel güç öne çıkmaktadır ve bu da o toplumun kültürel düzeyiyle doğru orantılıdır. 
Olması gereken nedir?

19 MAYIS VE ATATÜRK

Çocuktum, Hopa’da limanın olmadığı yıllardı. Rahmetli babam annemle beni Hopa’ya kadar getirir, motora bindirip açıkta bekleyen gemiye bindirip İstanbul’a yollardı. Oradan İzmit’e gelir, yaz tatilinin önemli bir bölümünü İzmit’teki dedemlerde, dayılarımda geçirirdik.
Bindiğimiz vapur o dönem için lükstü, güvenliydi. Bir yolculuğumuzda, Karadeniz’in dalgalarıyla savrulan vapurumuzun demir kapısına çarpmış, mor bir alınla İzmit’e gelmiştim.

DÜNYANIN ATATÜRK'LE İLGİLİ SÖYLEDİĞİ SÖZLER

UNESCO’nun Atatürk tanımı;
“Atatürk, uluslar arası anlayış, iş birliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir devrimci, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayrımı gözetmeyen, eşi olmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur.”

SEÇİME GİDERKEN TÜRKİYE VE İZMİT

On iki yıldır tek başına iktidar olan, karışanı olmayan AKP iktidarı, 2019’da yapılması gereken seçimleri öne aldı. Öne almak da ne söz, “erken seçim” bile denmeyecek biçimde, “baskın seçim” kurnazlığına gitti. Kamuoyunda, piyasalarda konuşulanları bir biçimde de doğrulamış oldu.
Ne idi kamuoyunda konuşulanlar!

ÇOCUKLARIMIZ VE BİZ

Mustafa Kemal Atatürk;

“Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar önce onurlarını, sonra özgürlüklerini, daha sonra bağımsızlık ve geleceklerini kaybederler.” demiş. Bu söylemin tek bir sözcüğüne bile karşı çıkmak olası değil.

KOCAELİ İÇİN NE DÜŞÜNÜYORLAR

“93 muhaciri” olarak tanımladıklarımızın bir şey düşünecek durumları yoktu kuşkusuz. Savaştan kaçtılar ve doğup büyüdükleri yerlerin iklim koşullarına benzer bir yer bulduklarında oraya yerleştiler ki; Samanlı Dağları’nın etekleri ile özellikle Artvin yöresinin iklim koşulları çok benzeşir birbirine…

GELECEĞİNİZİ DÜŞÜNMELİSİNİZ!

Genç bir insansınız, evinizde bir karınız, bir de çocuğunuz var ve asgari ücretle bir yerlerde iş bulma şansını yakalamışsınız!
Çabanız ne olur?
Önce eve ekmek götürmek, sonra biraz daha fazlasını; peynir, süt, sebze, meyve götürmek. Arada bir dışarıda yemek yemek, karınıza bir giysi, çocuğunuza bir oyuncak almak. Fazlasını söylemiyorum, hayal kurmanın sınırı yok çünkü.

SANATÇI DENDİĞİNDE

Sinema oyuncusu Hülya Koçyiğit, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na, Hatay’a giden kimi sinema oyuncularını, şarkıcı ve türkücüleri eleştirmesi nedeniyle yanıt vermişti bildiğiniz gibi ve; 

"Sanata, sanatçısına bu denli kıymet veren, dünyaya adını duyurmuş bir liderin ardından, Atatürk'ün izinden gitmeye çalışan aynı partinin lideri Sayın Kılıçdaroğlu'nun ülkesinin sanatçıları için az bile söylediğini ifade ettiği sert, nahoş bu sözleri, partisinin kuruluşundan bugüne var olan paydasıyla örtüşmediğinin bir göstergesidir" demişti.

BULAŞMALAR

“Bulaşma (isim) Fr. Contamination: iki şeyin birbiri üzerine olan etksiyle yeni bir şeyin meydana çıkması. İki şeyin birbirinin etkisine açık olma durumu, geçiş.
“Bulaşmalar/ Contaminations”, birbirlerine ve sanat aracılığıyla üretimlerinin alılmayıcısı olan izleyicilere “b/ulaşma” halini amaçlayan sanatçıların bir araya geldiği bir sergi.

ALDIKLARIMIZ - VERDİKLERİMİZ

TBMM’de Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı görüşülüyor. Görüşmeler sırasında, CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, yanıtlaması istemiyle Maliye Bakanı Naci Ağbal’a sorular soruyor ve kamu yatırımlarında Kocaeli’nin haksızlığa uğradığını belirtiyor.

DÜNYA SAHNE BİZ OYUNCU

Dün Dünya Tiyatro Günü idi bildiğiniz gibi. 1961 yılının 27 Mart günü kutlanmaya başlanan Dünya Tiyatro Günü dün bir kez daha kutlandı. 
Dünya Tiyatro Günü ile ilgili ilk bildiri 1962’de Jean Cocteau tarafından yazılmıştır. Ülkemizde ise tiyatro ile ilgili ilk ulusal bildiriyi, Türk tiyatrosunun unutulmaz ismi, yaşamını ntiyatroya adamış bir sanat insanı olan Muhsin Ertuğrul kaleme almıştır...

BİR ANI BİN DERS

Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşı, yol arkadaşı İsmet İnönü arasında geçen o anıyı bilirsiniz. Yalnızca anı olarak öylesine anımsanıp geçilecek bir olay değildir bu. Bilmeyenler için kısaca bir kez daha yazalım köşemize, sonrasında günümüzle ilgili, günümüze uyarlayıp küçük bir yorum yapalım…

KOCAELİSPOR

Başlarken;
“Yazacak çok şey var” demiştik.
Evet var. Yaşadığımız evrende, yaşadığımız çağda, yaşadığımız ülke ve bölgede, kentte gerçekten de cok değil, çok ama çok şey var yazacak. Yaşam sürdükçe de hep olacak. Biz olacağız ya da olmayacağız, yazacağız ya da yazamayacağız, birileri mutlaka yazacak. Gazeteden mi olur, internetten mi olar artık bilinmez ama yazılacak, okunacak.

HER TAŞI ŞİİR OLAN KENT

Biliyorsunuz, bugün Dünya Şiir Günü. Sanata her zamankinden daha çok gereksinim duyduğumuz şu günlerde, şiir gibi bir güzelliğe ayrılan günü kutlamanın da ötesinde bir şeyler yapabilsek keşte. Yine de enseyi karartmayalım ve gelecek günlerin daha güzel olacağı umuduyla şiir severlerin gününü kutlayalım…

ÇOCUKLAR TARTIŞIYOR

Tartışırlar, tartışırlar da; TBMM’deki milletvekilleri, komisyonlardaki bakanlar, yönetim kurulu üyeleri gibi falan tartışmazlar...
Kısır politik çekişmelere giren sıradan insanlar gibi, tarla tapan kavgası yapan komşular gibi tartışmazlar...
Bir topun ardından koşan 22 futbolcu gibi, o futbolcuların adından ün kazanan yöneticiler gibi tartışmazlar...

BİR KENTİ SEVMEK

Doğduğumuz, büyüdüğümüz evi, köyü, mahalleyi, kenti severiz. İnsanın doğasında böyle bir duygusallık vardır, olmazsa şaşarım.

Yaşadığımız yeri de severiz. Sevmesek yaşamayız diyeceğim de, kimi zaman zorunluluklar o yerde yaşamamızı gerektirir diyelim. Yine de sevmeliyiz, sevelim…

TAŞRADA GAZETECİ OLMAK

Zor tabi, taşrada gazeteci olmak çok zor. Aslında gazeteci olmak zor da, taşrada iseniz zorluklarınızı katlıyorsunuz…
Geçtiğimiz günlerde, CHP PM üyesi Kocaeli Milletvekili Haydar Akar yerel basının yaşamış olduğu sorunları Meclis gündemine taşımış. Kendisinin bildiği ya da kendisine iletilen sorunların bir bölümünü TBMM gündemine taşıması bizim için oldukça önemli. Sayın Akar’a bu duyarlığı için teşekkür ediyoruz.
Ne demiş sayın Akar, nelerden söz etmiş!

GÜNÜNÜZÜ KUTLUYORUM

1857’de, ABD’de, daha iyi çalışma koşulları, 10 saatlik iş gücü ve eşit haklar gibi istekleri olan kadınların yürüyüşü, polis tarafından şiddet kullanılarak bastırılır. 

YÜREĞİNİZ SIZLAMIYOR MU?

Dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin, sohbet edeceğiniz insanların önemli bir bölümü ülkesini sevdiğini söyleyecektir size. Ülkesi için neleri göze alabileceğini sorduğunuzda ise her biri farklı yanıtlar verecektir belki de.

Anadolu insanının tam da bu noktada bir farklılığı, bir ortak yanı vardır. Neleri göze alabileceğini sorduğunuzda; “Vatan sana canım feda.” yanıtını verecek çok Anadolu insanıyla karşılaşacağınızdan hiç kuşkunuz olmasın...

YAZACAK ÇOK ŞEY VAR

Tutku diyebilirsiniz. “Sizinki hastalık ölçüsüne varmış” gibi bir yorum da yapabilirsiniz. Ne derseniz deyin, yazmak gibi bir uğraşa bulaşan birileri için yapabileceğiniz yorum sayısı çoktur. Yıllardır yazan biri olarak ben de bulamıyorum bu işin gerçek adını. Belki bulmak da istemiyorum. Yazıyorum, yazarken keyif alıyorum, okunduğunu bilmek ise benim mutluluğumu ikiye katlıyor, su da bana yetiyor.

Yeni Bir Merhaba

Yazmaya başladığımın üstünden yıllar geçmiş. Kaç köşe yazısı, kaç sanat sayfası, kaç tanıtım yazısı yazdığımı hatırlamıyorum bile. Bu süre içinde, beni okuyan insanlara kaç kez günaydın dediğimi, kaç kez merhaba dediğimi de hatırlamıyorum doğal olarak.