Merve-Onur Güneri

ISSIZ BİR ADAYA DÜŞSENİZ…

Bozcaada hep özeldir, bizim için güzeldir. 
Kahkahalarımızın sokaklarında yankılandığı beraber ilk tatilimiz. Şimdi size o tatili anlatıp sıkmayacağız tabi ama Bozcaada’ ya dönüşümüz nasıl muhteşem oldu ondan bahsetmemizde sakınca yoktur umarız:)
Bozcaada’ ya geçen yaz Kurban Bayram’ ı tatilinde karavanımızla geri döndük ama ne dönüş. Bozcaada muhtarı olduk desek abartmış olmayız. Karnımda Sade, kucağımda Eva (kendisini araba tuttuğu için karavanın arkasında oturamıyor da :), yanımda Onur, altımızda Watavan’ ımız karaya; şeyyy adaya ayak bastık.

Karadeniz Maceraları Vol. 1

Dikkat bu yazı aşırı keyif içerir!

Öyle ki keyfe keyif katmanın peşine düşüp sıcacık kakaolu kek ve sade Türk kahvesi eşliğinde yazılmıştır.

Dergimizin ilk sayısında yazmıştık aslında; günün birinde arabanın arka koltuğunda yazlıklar ve kışlıklardan oluşan ayrı ayrı valizlerimiz, bagajda çadırımız ve tulumlarımızla çıktık İstanbul’dan yola. Bir yanımız yazın son günlerinde kızgın kumlardan serin sulara atlamak isterken, bir yanımız “yaz seneye de gelir ama bu kafa her zaman bulunmaz” diyerek, yıllardır isteyip cesaret edemediğimiz Karadeniz turunu gerçekleştirmek istiyordu.

LOCALE ANESTESİ!

Ne demiştik? Görevimiz keyif!
Keyfimizin peşine düştüysek eğer iliklerimize kadar tüm vücudumuzun bundan nasibini alması gerekir.
Tarafınızdan da anlaşıldığı üzere, en başta da midemizin :)
Merve’nin yaklaşık bir ay kadar önce keşfedip, gidelim gidelim diye başımın etini yediği ve sonunda geçtiğimiz hafta sonu fırsat bulup gittiğimiz “Pizza Locale” tahminimizin de ötesindeymiş.