Ercan Kaplan

Zayıflamak İstiyorsan, Zayıflamaktan Vazgeç

Merhaba dostlar, günümüzün en önemli sağlık problemlerinden biri olan obezite, artık herkesin ve her kesimin farkında olduğu bir tehlike. Hepimiz neden kilo aldığımız, nasıl zayıflayabileceğimiz, nelerin zararlı, nelerin faydalı olduğu gibi konularda az çok bilgi sahibiyiz. Bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu bir çağda, farkındalıklarımızın bu kadar belirgin olmasına rağmen neden obezite durmak yerine hala ilerliyor ve yayılıyor? Yoksa, birileri böyle mi istiyor? Dış güçler, gıda terörü ve emperyalizmin obezite üzerine etkileri konularına geçmiş yazılarımda değinmiştim, o nedenle bugün onları anlatmayacağım. Bugün dış güçlerden değil iç güçlerden bahsedeceğim.

Fast – Food Fat – Food Fast – Fat

ÇOCUKLAR ZEHİRLENMESİN, YEMEK YİYEBİLSİNLER

"F" sıradan, alelade bir harf, fakat belki de vahşi kapitalizmin en büyük silahı. Özellikle 3. dünya ülkeleri veya gelişmekte olan ülkeler diye adlandırılan, bizim gibi henüz tam bağımsızlığını ilan edememiş ülkeleri sömürge haline getirebilmenin en lezzetli (!) yolu. 1950'lerde süt yerine süt tozu içirmekle başlayan bir sömürünün devamı belki de. İnsanlık yavaş yavaş kendini yok etmeye başladı, farkında mısınız?

HER ŞEY DAHİL, HER ŞEY ZEHİR

Merhaba sevgili okuyucular, işte yine yaz geldi. Bir Temmuz çocuğu olarak güneşi görmek bana ayrı bir enerji veriyor. Hepimiz öyle değil miyiz? Aslına bakarsanız insan vücudu gün ışığı ile çalışan bir makina gibidir. Biyolojik saatimiz (biyoritm) güneşe göre ayarlanmıştır. Düşündünüz mü hiç, neden doğumlar genelde gece gerçekleşir? Neden diş ağrıları gece tutar? Neden çocuğun ateşi gece yükselir? Neden kışın kilo alıp, yazın veririz? Neden intiharların çoğu kapalı havalarda olur? Sözün kısası, biz güneş ile yaşıyoruz. İşte yaşam kaynağımız olan güneşin doruklarda olduğu bu günlerde ayrı bir yaşam enerjisi ile dolup kabımıza sığamıyoruz. O zaman haydi tatile. Ama ekonomik koşullar belli, erken rezervasyon ile aldığımız 5 günlük, 5 yıldızlı, "ultra mega herşey dahil" tatilimiz bize ve çocuklarımıza yetmek zorunda. Zaten 5-6 aydır taksitlerini ödüyoruz, ekstra bir masraf çıkmamasını umut ederek yola çıkıyoruz. Zahmetli bir yolculuğun sonunda adını söylemekte bile çok zorlandığınız, hayallerinizdekinden daha büyük ve şaşaalı o devasa tesise ulaştınız.

Hoppala Yârim Yaz Geldi, Çarşıya Kiraz Geldi

Yaz geldi, pazar tezgâhları renklenmeye ve iştah açmaya başladı bile. Meyveler yavaş yavaş tezgahlara çıkıyor. Erikle başlayıp çilekle devam eden yol, Mayıs ayında kirazın, Haziran’da vişne ve kayısının da katılmasıyla tam bir cümbüşe döndü. Temmuz bize daha büyük sürprizlerle gelecek; çağla, armut, dut, böğürtlen, kavun, karpuz, şeftali, taze incir derken doğanın tüm renkleri ve tatları soframıza gelecek. 
Genel kanı olarak bol meyve yemek faydalıdır, meyveden zarar gelmez düşüncesi hâkim olsa da biz bunun böyle olmadığını biliyoruz. Her şeyde olduğu gibi meyvenin de çoğu zarar azı karar. Bazı meyveler çok fazla tüketildiğinde sağlık problemlerine yol açabilir. Hiç tüketilmemeleri ise çok daha zararlıdır. Her besin ögesine olduğu gibi meyvelere de belli dönemlerde belli miktarlarda ihtiyacımız var. Benim tavsiyem mevsiminde her meyveden ölçülü tüketmek.