Bade Yıldız

Sevemem ben sizi.

Herkese merhaba derim, gülümserim, elimden geldiğince yardım ederim ama uzun uzun dinleyemem herkesi.
Benim memleketimin insanında şu var; “Derdi var, sıkıntısı var, anlat anlat dinliyorum…” demeler, “Ağla ağla, açılırsın…” lar, “Konuş, ben seninleyim…”ler… 
Ama ben seninle değilim, yaşam enerjimi almana izin vermem, bana anlatma, ben seni dinlemem, herkesin kendi yükü var hayatta, ben bir de senin negatif yükünü taşıyamam. Neden taşıyacağım, konuşuyor konuşuyor tüketiyorsun beni. Seni dinlememin tek bir yolu var; sorun neyse çözelim.

MİLKA İNEKLERİ GERÇEKMİŞ: İSVİÇRE

Güzel bir Cuma, yine harika bir sabah uçuşu ve ben. 
Sabahın altısında hayallerimi gerçekleştirmek için kalktım; pembe el valizim, uyku bandım ve mavi hırkam benimle, her zamanki gibi doğru Sabiha Gökçen’e. Minnoş bir sabah uçuşuyla İsviçre’ye gidiyoruz. Sabahın köründe kalkmış olsam da yüzümde şapşal bir gülümse “Yine başardın” diyorum.

ÇOK SİNİRLİSİN

2 haftayı geçmiş olmalı size yazmayalı çünkü buralarda değildim. 
Çok ülke değiştirdim, sanırım 4 gün arayla 4 ülke olmalı ama döndüm çünkü euro ve dolara direnemiyorum, PARAM BİTTİ, ayrıca yoruldum. Her gün 20 km yürümek, saatlerce dolaşmak, uykusuzluk vs derken yoruldum biraz dinleneceğim ve kurun düşmesi için dua edeceğim.
Yazıma giriş yaptığıma göre artık asıl meseleme gelebilirim. Alerjilerim ve hiperaktivite sorunumu artık bizim muhtar bile biliyor fakat bir sorunum daha var benim ki kendisini sever, sayarım. Ne mi?  ‘’ÖFKE’’.

MİSAFİR ODASI…

Merhaba,
Her şeyi biliyorum birçoğumuzdan farklı değilsiniz. Sizin evde de  iki tane yemek takımı var birisi misafir için, 2 tane çatal bıçak takımı var biri misafir için. Salon var mesela, misafir odası denir oraya. Hep kapalı durur misafirler gelince açılır bayramda seyranda. Koltukların üzerinde örtü vardır, güzel danteller vardır tepsilerin içine sarılan vitrinlere örtülen. Misafir için ayrı kolonya vardır. Çocuklar için şeker misafire çikolata vardır. Günlük nevresim vardır, misafir için ayrıdır. Yemekte en büyük parça misafire, en yumuşak ekmek onlara, baş köşe misafire…

Aşk şehri, aşıklar şehri PARİS…

14 Şubat Paris…
Ben tutturdum 14 Şubat Sevgililer Gününde Paris’te olacağım diye, üstelik tek başıma. Peki neden?
Paris tarihi ve turistik açıdan oldukça yoğun ve doyurucu bir şehir. Görülmesi gereken en az 30 nokta var fakat tüm dünyaca bilinen bir gerçek var ki “Paris romantik bir şehirdir.” Eee madem öyle gidelim bakalım 14 Şubat’ta.

Ne YAPALIM ŞİMDİ BADECİĞİM?

Bahar havası bizimle saklambaç oynarken, azıcık görünen güneş bile yetti içimizi kıpır kıpır etmeye...
Geçenlerde yazdığım “İlişkiler ve Statüleri” yazım çok beğenilmiş, destek görmüş, teşekkür ederim. Bununla ilgili de bir sürü soru geldi; fikirler, anılar, “E ne yapalım?” lar? Tamam, ben de onu diyorum; ne yapalım şimdi?

Ben geldim...

Yoğun geçen Şubat ayını neredeyse yurtdışında tamamlayıp, 1 Mart yayına girmemizle; memlekete adım attım. Özlüyorum burayı... Sabiha Gökçen’e inmek değil de Körfez - İzmit tabelasını görünce bana bir şeyler oluyor. Günaydın demeyi özlüyorum, kendi yatağımda uyumayı özlüyorum…

Sen de Yapabilirsin...

Bade ben, Nuh Yapı Ürünleri’ nde tanıtım ve ihracat uzmanıyım. Size dünyanın kaç bucak olduğunu gösterebilirim diye çıktım yola. 29 yaşındayım, doğma büyüme İzmitliyim. Kocaeli, ilimizin ismi ama havasından mı suyundan mı bilinmez, burada doğan Kocaeliliyim demiyor İzmitliyim diyor.