Lütfen Kurtulun Engel Karanlığından…

Yazımın  başlığını  okuduğunuzda  belki  bana  “Sevcan  Hanım  uzaktan  konuşmak  kolay  tabii, bizim  ruhumuzda  esen  fırtınalardan  haberin  var mı, yaşadıklarımızı  biliyor musunuz? diyeceksiniz. Tüm  kalbimle  yüzde  yüz  haklı  olduğunuzu,  beklentileriniz  adına  mağdur  edildiğinizi,  haklarınızın sadece  sözlerde  kaldığını, binlerce  sıkıntıyla  boğuştuğunuzu  adım  gibi  biliyorum… Bu  adaletsizliği  bilmek  için  illaki  engelli  olmak  gerekmez. Sizin  yaşadıklarınızı  anlamak  için,  yanınızda  olmak,  sizlerden  biri  olarak  düşünmek   ve  o  gözle  bakabilmek,  yeter de  artar  bile.  Tabi ki,  görmek  isteyerek  bakabilene…

BİR YILA ARKADAN BAKARKEN…

Bizim işimiz zamanla yarışmak. Elinizde tuttuğunuz bu dergiyi hazırlarken günlerin nasıl hızlı geçtiğini anlatmam çok zor. Bizim işimizde zaman kavramı birçok iş koluna göre farklıdır. Bu işi iyi yapanlar kendilerini hem hiç çalışmıyormuş hem de 7/24 çalışıyormuş gibi hissederler.

Bir Patronun Veya İşletme Sahibinin Bilmesı Gereken Temel Muhasebe, Finans Ve Bütçe Sırları (III)

Sevgili Okurlar;

Geçtiğimiz haftalarda başladığımız yazı dizisine devam edelim ve bu haftaki yazımız ile bu konuyu noktalayalım. 3 bolum olarak ele aldığımız ve işletme sahiplerine, sermaye sahiplerine, patronlara çeşitli, seminer ve eğitimlerde detaylı olarak aktarmaya çalıştığım konuları özet olarak bu yazı dizisi ile anlatmaya gayret ettim.

MODERN YAŞAM BUYSA, İSTEMİYORUM…

İnanılmayacak  derecede  hızla  geçen  zamanı  durdurmak  nasıl  mümkün  değilse, bu  zaman  içerisinde  teknolojik  ve  modernleşme  anlamında  art arda  ortaya  çıkan  gelişmeleri de  engellemek  mümkün  değil… Zaten  kimsenin de  bu  konuda  şikayeti  yok  gibi. Tabii ki gelişeceğiz  ve  tabii ki  modernleşeceğiz… Daha  doğrusu  gelişmiş  dünya  ülkelerine  entegre  olmak  zorundayız.           

İzmit'in Yazlık Sinemaları

Merhaba Sevgili Okurlar,

Televizyonlara ve akıllı telefonlara esir düşmediğimiz, korunaklı evlerimizde dört duvar arasında yalnızlaşmadığımız, birbirinden renkli çiçek bahçeleriyle çınar ağaçlarının betona yenik düşmediği, yanyana dizilmiş sıralı bahçeli evlerden, yüksek yüksek, çok katlı ama ruhu olmayan binalara geçilmediği, yani İzmit’in İzmit olduğu o mutlu dönemlerde hemen her semtte yazlık sinemalar vardı.

Günlüğümden Bir Parça Esinti

Hayatımızla alakalı ciddi karar aşamalarında olduğumuz dönemlerimiz vardır. Sıkıntılı bir zamanımda yazmış olduğum günlüğümden bir parça paylaşmak istedim. Ruhunuzun ait olmadığını hissettiğiniz hiçbir yerde durmayın. Sıkışıp kalmayın. Ya kendin olursun, isteklerinin hayallerinin peşinden koşar büyürsün ya da başka insanların istekleri hayalleri peşinden gider kendinizi deneyimlemek yerine size sunulmuş biçilmiş kaftanları giyinip kendinize yabancı bireyler halinde yaşarsınız. Hayat amacını bulmuş insan hayatı boyunca mutlu olur. Mutsuz ve kendimi sorguladığım bir günden minik bir parça...

“UÇMAK” Tarifesi

17 yıl Hava Kuvvetleri için savaş pilotluğu yaptıktan sonra Pegasus Hava Yollarında Kaptan Pilot olarak uçmaya devam eden, son günlerde “HELME” kitabının yazarı olarak da anılan Halil Açıkgöz, “Uçmak bana göre ne ifade eder?” cümlesini eşsiz bir röportajla bize anlattı. Kendisini gelin yakından tanıyalım:

Haydi Rastgele!

Rastgele ustam! Tezgâhınız hep bu sene olduğu gibi hareketli ve bereketli olsun. “Denizde balık bol, tezgâhta balık ucuz” haberleri geliyor, yüzümüz gülüyor. Bu sevincimizin hüzne dönüşmemesi için uzmanların uyarılarını dikkate almalıyız.

ARANAN KAN BULUNDU

Zamanında kutlayamadığım bir doğum gününün rövanşı için güzel bir mekan arıyordum. Malum gönül almak mühim, fakat bu bir sürpriz olmayacağı için arkadaşımdan bana yardımcı olmasını istedim. Bir mekan seç ve seninle romantik bir doğum günü yemeği yiyelim dedim. Hafta içi iş çıkışı hatta salı günü saat 7’de rezervasyon yaptırmış benim güzel arkadaşım. Neresi? dedim ‘PANCAR MUTFAK’ dedi… Pancar ney?

BİR PATRONUN VEYA İŞLETME SAHİBİNİN BİLMESİ GEREKEN TEMEL MUHASEBE, FİNANS VE BÜTÇE SIRLARI (I)

 Sevgili Okurlar;

Her işletmede muhasebe, finans ve bütçe organizasyonunu yöneten profesyonel çalışanlar olmayabilir. Büyük ve kurumsal ölçeğe sahip işletmelerde, organizasyon şemalarında bu tur yapılar varken, daha ufak ve KOBI olarak değerlendirdiğimiz daha ufak işletmelerde bu organizasyonlar iç içe geçmiş ve tüm Mali İşler operasyonları tek bir elden yönetiliyor olabilir. Hatta bazı durumlarda bu iş için bir kişi de istihdam edilmez. Bu iş çoğunlukla “patron”, “işyeri sahibi”, “işveren” vs. şeklinde adlandırılan sermaye sahibinde toplanmış olabilir. Özellikle Türkiye’de çoğu ufak ölçekli işletmede durum bu şekildedir. 

Güzellik Alanı Kolajen

Cildimizin esnekliğini sağlayan, en önemli protein çeşidi olan KOLAJEN, eksikliğiyle birlikte erken yaşlanma belirtilerini hızla açığa çıkartmaktadır. Kolajen, vücudun yapısal bütünlüğünü oluşturan esas proteindir ve başta derimiz, bağ dokumuz, tendon, eklem, tırnak, diş, saç ve kemiklerimiz olmak üzere göz dâhil hemen her organın yapısında kolajen hep vardır. Yıpranan dokuların onarım ve yenilenmesinde, kemik ve cilt dokusunun şekillenmesinde de önemli görevler üstlenir. Kolajen eksikliği sadece kırışıp yaşlanmaya değil, eklem kıkırdaklarınızın erimesine, tendonlarınızın güçsüz kalıp kopmaya meyilli hale gelmesine de sebebiyet veriyor. 

Kaynayan Kazan Fokurdar

 Tüm dünya  çeşitli  nedenlerden  dolayı  kaynayıp  dururken,  içinde  çok  önemli  bir  unsur  olarak  yerini  almış  bulunan  ülkemiz de,  fokurdayıp  duruyor… Hani  derler  ya  “Kaynayan kazan  fokurdar.” Ancak  önem  taşıyan  en  büyük  sorun, bu  kazanın  odununu  kimler  atıyor  ve  ateşini  zaman  zaman kimler  alevlendiriyor? Toplumun  geneline  inecek  olursak  büyük  kitle  mutsuz,  umutsuz  ve  karamsar  bir  tablo  çiziyor  ve  doğal  olarak, toplumun pembe  hayalleri  üzerine  gölge  düşürüyor. Aslına  bakacak  olursak, belki de  bazı  gerçekleri  görmemiz  adına  bizi  uyarıyor…

SAKIN OKUMAYIN !!!

Eylül ayı yenilenme , arınma , hayata güzel gözlerle bakma , ruhu aktifleştirme , güzel düşünme , hissetme ayıdır. Yaz sıcaklarını, kumu, güneşi geride bıraktığımız bu günlerde kendimize yepyeni bir başlangıç seçiyoruz.Yeni bir mevsim , yeni bir hayat , yeni arkadaşlıklar , yeni projeler , yeni aşklar.

Bu Ay Ağımıza Takılanlar

Samsung’dan yeni amiral gemisi modeli: Galaxy Note 9

Samsung Ağustos ayında New York’ta düzenlediği etkinlikte yeni amiral gemisi modeli Samsung Galaxy Note 9’u tanıttı. 6 GB RAM, 1 TB’a kadar yükseltilebilen depolama kapasitesi ve 4000 mAH bataryasıyla dikkat çeken telefona bu modelde geliştirilmiş stylus’u olan S Pen eşlik ediyor.

TATİL BİTTİ, DÖNELİM GERÇEK HAYATA.. 

Yaşadığımız  yoğun  temponun  ve  duyarsız  kalmamızın  mümkün  olmadığı  sosyal   yaşamın  getirdiği ağır  gündemin  doluluğuyla  geçen  kış  aylarının  ardından  gelen  sıcacık  bahar  ve yaz  dönemi  biti-yor..  Ve  dolayısıyla,  tatilde.. Artık  yeniden  başlayan  hizmet  döneminde  tekrar  beraberiz.. 

KREDİ DERECELENDİRME (RATING) KURULUŞLARI ASLINDA NEYİ ÖLÇÜYOR? (III)

Sevgili Okurlar;

Yaz döneminin girmesi ile beraber uzunca bir süre ayrı kaldık. En son yazımı 23 Mayıs 2018 tarihinde yazmış ve sonrasında ara vermiştim. Son iki yazım kredi derecelendirme kuruluşları ile ilgili idi. Bunu konuyu 3 yazı dizisi seklinde ele alacağımı belirterek ilgili konuya başlamıştım. III. Bölümünü ele alarak konuyu noktalayacağım. 

İzmit’te Bir Mimar Sinan Şaheseri!

Merhaba Sevgili Okurlar,

Bu ayki yazımda sizlere, günümüzde halk tarafından ‘’Yeni Cuma Camisi’’ olarak adlandırılan ve bugün yalnızca cami, çeşme, şadırvan ve sıbyan mektebi bölümleri ayakta kalan Pertev Mehmet Paşa Külliyesi’ni biraz daha yakından tanıtacağım. Rumeli Beylerbeyi Pertev Paşa’nın adına vasiyeti gereği, kethüdası Sinan Ağa tarafından, vakıf olarak temeli 1572’de atılarak 1579-80 yılında tamamlanmak üzere dönemin Osmanlı başmimarı Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Eski Valilik binasının 100 metre kuzeydoğusunda,  İstanbul-Ankara karayolunun kenarında bulunan Yeni Cuma Cami, ilk inşa edildiğinde imaret, hamam, kervansaray, sıbyan mektebi, aşevi, şadırvan, çarşı ve çeşmeden meydana gelmişti. Hamam caminin kuzeybatısında, imaret batıda, kervansaray ise güneybatıda bulunuyordu. Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan kervansarayın güneydoğusunda ise dükkânlar sıralanmıştı. 

PARDON BAKAR MISINIZ?

Yeni bir mekân yeni bir hikaye ile karşınızdayım. Gezdiklerim gördüklerim ve bunların sonucunda yazdıklarım konusunda oldukça titiz davranıyorum çünkü bayılırım VEDAT MİLÖR’cülük oynamaya :)

Şaka bir tarafa doğru gerçek tarafsız bilgiler için badeyi takıp ediyoruz.

KÜRŞAT ÇAĞIN

Aslında bu yazıyı yazmak için bilgisayarımın başına geçtiğimde bir süre nasıl bir başlık atsam diye düşündüm.

Ancak anlayacağınız gibi karar vermek çok zor oldu.

Kendisini tanıdığım günden beri çizgisini hiç bozmadı. İnanılmaz kaliteli bir tarzı ve duruşu var. Üstelik son derece nazik ve mütevazi.

Kocaeli’ye kazandırdığı o muhteşem hastane sadece burada yaşayanların değil tüm Türkiye hatta dünyanın farklı birçok yerinden gelen hastaların derdine çare oluyor.

TACİZCİ KALKANI

Merhaba, 

Bu yazımda sizlerle, beni en çok dehşete düşüren ve çaresiz hissettiren bir konu hakkında bazı paylaşımlar yapmak istiyorum. Çocukken arkadaşımızın evinde kalmak için annemize ne numaralar çevirdiğimizi hatırlarsınız. Annemizi arkadaşımızın annesine aratıp emri vaki yapmalar. Annemizin en güvendiği arkadaşımızı önden yollayıp izin istetmeler.

SİLAHLARIN EFENDİSİ….

Ekim  ayının  en  büyük  özelliği  “29  Ekim Cumhuriyet  Bayramı”  olduğuna  göre,  bu  ay  yazımızı  özgür  yaşamımızın  mucizesi  olan  zaman  dilimine  ayırmamız  şart  değil mi.?

Evet  efendim,  tam  95  yıl  önce…

Eğilmez  başımıza  taç  yaptık  hürriyeti, 

Zaferle  kalbimize  yazdık  Cumhuriyeti…

BİR BAŞKA ÇANAKKALE..

Herkese merhaba..

Bu sayıda ilk kez sizinle beraberim.O halde biraz kendimden bahsedeyim.Çok yakından tanıdığınız Tolga Tamer'in tatlı yeğeni (Dayımın söylemi ile :) ) Nazlıcan'ın ta kendisiyim. Bu dergi işlerine hep bir ilgim vardı, dayıma hep tuttururdum; "Ben de derginde yazı yazayım, ben de resim paylaşayım." diye, bugüne kısmetmiş. Aslında bir tasarım ajansında çalışıyorum, bu sektöre çok da uzak değilim, şimdi ise yakından inceleme fırsatım oldu.Buradan bir kez daha, bu sayıda bana yer verdiği için kendisine (dayıma) teşekkür eder ve devamının gelmesini dilerim :)

Rüya Ülkesi; Şeyseller

Seyşeller Cumhuriyeti, Afrika Kıtası’nı doğusunda, Hint Okyanusu açıklarında, dünya haritasında belli belirsiz bir yer kaplayan, 115’in üzerinde adadan oluşan olağanüstü bir ülke. Bu adaların en büyüğü Mahe adası. Ülkenin başkenti de bu adada. En önemli diğer büyük adaları Praslin ve La Digue. Nüfusu yaklaşık 100 bin. 1500’lü yıllarda Portekizlilerin bulduğu varsayılan ada yüzyıllarca korsanların uğrak yeri olmuş. Afrika’da bulunan hemen hemen her ada gibi mazisinde köle üssü olarak da kullanılmış. Portekizlilerden sonra Fransa ve İngiltere sömürgesinde kalan ada 1976 yılında tam bağımsızlığını kazanmış.

TAHİN BAHARI

Bu yazının başlığını ‘’Tahin Baharı’’ koydum. Çünkü; benim için sonbaharın diğer adı tahin. Sebebine; siz deyin susam hasadının Eylül'de başlaması, ben diyeyim geceleri balkon keyfi yaparken elimizi ısıtacak bir bardak çay ve yanına minik bir parça kek ya da kurabiyeye olan hasret... Bu açıdan bakınca sizce de tahin ve sonbahar çok tatlı bir ikili olmadılar mı? 

MODA DEYİNCE

Moda sadece günümüze mi aittir? Moda deyince ne anlıyoruz? Anlayışımızı değiştirecek, sınırları aşacak, bizi etkileyecek olan bir sergiden günümüze yansıyanlar... New York’ta, Manhattan’ın en ilgi çekici sergilerinden MODA MODERN Mİ? yi irdeleyen Mimar ve Küratör Bernard Rudofsky’ın geliştirdiği sergide gözüme çarpan; düne, bugüne ve yarına ait modayı yaratan parçalar ve sahipleri ile Modern Sanat Müzesi’nde bulunan kült halini almış eşyalara birlikte göz atalım.

BAŞKASI OLMA KENDİN OL, BÖYLE ÇOK DAHA GÜZELSİN

Bakalım şair burada ne demek istemiş. Şimdi etrafınızda antidepresan kullanan, tükenmişlik sendromu yaşayan, depresyonda, panik atağına çare bulmak için hastane koridorlarında bekleyen insanlara bir bakın. Bu insanları dinlediğinizde, öykülerinde ortak bir payda bulacaksınız ki o da ömürlerini başkalarına adamış olmaları, başkalarının isteklerini, beklentilerini kendi isteklerinin, hayallerinin üzerinde tutmuş olmalarıdır. Kendilerini ömürleri boyunca aman eşim, çocuklarım, ailem...vs. mutlu olsun, onlar mutlu olursa ben de mutlu olurum diye kocaman bir yalana inandırmışlardır. 

Ayıp Değil Hastalık! Nedenleri ve Çözümleriyle Vajinismus…

Cinsel işlev bozukluğu mu? Yok canım bizde olmaz öyle şey. Erkek adamız nihayetinde. Hem zaten ortada bir sorun varsa o da hanımın yüzündendir. Bizde sıkıntı olmaz. Al ablacım sen bu hanımı tedavi edip yollayıver bana da işimize bakalım. Cinsel işlev bozukluğu yaşayan bireyler tedavi için geldiğinde eğer sorun vajinismus ise çoğu erkeğin tavrı, inanışı, beklentisi ne yazık ki bu şekilde oluyor. Bu tavrı kimisi açıkça sözel bir şekilde ifade ederken kimisinin terapi sürecindeki pasif direnişi ya da iş birliğine yanaşmaması bu baskıyı partnerine hissettiriyor. Neticede bilgi eksikliği, yanlış yaklaşım, gerçek üstü beklentiler bu süreci yönetme ve sorunla baş etme konusunda önümüzde kocaman bir engel oluyor.

Portakal Aromalı, Pişmeyen, Kolay Cheesecake

Hep hayalini kurduğum bir anın içindeyim. Önümde deniz, tepemde palmiye... Saat henüz sabah 8:00. Kimsecikler uyanmamış. Plaj bomboş. Dalga sesleri, sevdiğim adam ve yazımla başbaşayım. Birazdan kendimi serin sulara bırakacak olmanın heyecanı mı daha baskın yoksa bu huzurlu ortamda en büyük hayallerimden biri olan dergide yazma fikrini hayata geçirme şansına sahip olmam mı? Ben karar veremiyorum. Zaten böyle anlar üzerine fazla kafa yormaya da gerek yok. Tadını çıkaralım yeter!

Her İnsan Güzel Olmak İster..

Rahmetli babaanneciğim;“ Kızım insan kendini güzel görmez, beğenmezse çatlar.. Bilhassa bir kadın, hangi şartlarda olursa olsun kendisini güzel göstermek için elinden geleni yapar.. Ahhh, ah.. Amma vermediyse Mabut neylesin Kral Mahmut” derdi.. Sonra hep birlikte kahkahalarla gülerdik.. Tabi o zaman bu sözün ne anlama geldiğini bilmezdim.. Ne zaman ki genç kız olmaya başladık, o zaman idrak etmeye de başladık bu kavramın ne kadar ince ve hassas bir konu olduğunu..

Professor Bu Lezzete Şok Oldu..!

2009 yılından bu yana AND ( Art Nicomedia Derneği ) ile Avrupanın değişik kentlerinde birçok ortak projeye imza atan Art Carnuntum Vakfı Başkanı Prof. Dr. Piero Bordin sırasıyla İzmit Belediye Başkanı Dr. Nevzat Doğan ve Kocaeli İl Kültür ve Turizm Müdürü Adnan Zanburkan’ı ziyaret etti.

ANTİK İZMİT

Merhaba Sevgili Okurlar,

Geçirdiği birçok yıkıcı depreme rağmen, doğu ve batıyı birleştiren stratejik konumu ve korunaklı doğal limanı sayesinde Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemleri boyunca sürekli yerleşim gören donanma (askeri), ticaret ve sanayi merkezi olan, önce Bithinya Krallığı’na sonra da   Roma İmparatorluğu’na başkentlik yapmış, 4. Yüzyıl başlarında dünyanın en büyük ve en görkemli 4 metropolünden biri olan bir kentin üzerinde yaşıyoruz. 

Tayland’ın Gökkuşağı Phuket

Tayland’ın en büyük adası Phuket, dünyanın en popüler tatil mekânları arasında bulunuyor. Gitmeye karar verdiğimizde, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığım bu adanın yerini haritada bile gösteremezdim. Lakin gidip gördükten sonra mutlaka tekrar gitmek istediğim ve herkese gitmesini önerdiğim ender yerlerden biri haline geldi. Her yaştan, her medeniyetten insanın doyasıya eğlenip dinlenebileceği ve maddi gelirine göre tatil seçeneklerinin olduğu muhteşem bir yer. Uçak biletleri en önemli masraf kalemi. 

96 YIL ÖNCE 30 AĞUSTOS…

Sevgili Okurlar.. 
Onlarca kez, binlerce kez de yazsam yetmez bu şanlı zafere.. Tam 96 yıl önce bu ülkede neler olmuş, neler yaşanmış.. Nice aslanlar vatana canını siper etmiş.. Ve bugün yaşanan özgürlüğün bedeli, hayatları olmuş.. Hiç “30 Ağustos olmasaydı acaba ne olurdu?” diye düşündünüz mü?

Avukatlık Kampı

Yaz Kampı, Gençlik Kampı, İzcilik Kampı derken Türkiye’de bir ilk olan Avukatlık Kampı yapmak gelmiş birilerinin aklına…
Çok ilginç değil mi? Bir avukat olarak benim okul ve stajyerlik hayatımda öğrenmediğim, bilmediğim ama onların bildikleri ve öğrettikleri şeyler neler olabilirdi?
Merakıma daha fazla dayanamayıp bu yıl 11.si Şile’de düzenlenen ve 5 gün süren kampa gittim. Bakın bakalım neler öğrendim ve kimlerle tanıştım.
Avukatlık Kampı, gençlere kariyer hedeflerine kısa sürede nasıl ulaşabilecekleri konusunda rehberlik ediyor. Kampın sonunda katılımcılara Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki sertifikayla birlikte uluslararası geçerliliğe sahip “Law-Agenda” akıllı kart sertifikası veriliyor.  

Gençliğin Formülü

''Gençliğin formülünü verin bize…'' diye, espri ile karışık ama içinde bulunduğumuz zamana inat, aslında zihnimizi de meşgul eden bir dilek duyar oldum son zamanlarda birçok kişiden…

Güzellik, belli kalıplara ve terimlere sokulup pazarlanan bir sistem haline geldi. Cihaz uygulamaları ya da vitamin desteklerinin paket program isimleriyle sunulan hizmetleri oldukça revaçta. Burada merak edilen soru şu ki, tek yönlü yapılan bu uygulamalar ne kadar kalıcı oluyor?

Buz Gibi Güzellikler Ülkesi Sibirya

 ‘Kravatla Gezen Adam’ın hiç kravatla fotoğrafı yok diye düşünüyor olabilirsiniz. Aslında oldukça fazla sayıda ülke görmemin yanı sıra bu ülkelerin bir kısmına iş amaçlı da ziyaretlerim oldu. Bu iş amaçlı ziyaretlerimi bir eziyet değil keyfe döndürmeyi hareket noktası olarak değerlendirdim. Dolayısıyla kravatla içilen bir yorgunluk kahvesinin hatırına ‘Kravatla Gezen’ oldum.
Gelelim bu seyahatime… Eğer çok sık seyahat ediyor, hele hele farklı destinasyonlara gidiyorsanız bir süre sonra çevrenizden size gelen güzel öneriler oluyor. Bu seyahatim, hem izlediğim bir film hem de dedemin babasının Sibirya’ya sürgün gönderilmesi sebebiyle oluştu.

Mutluluğunuzu Katlamanın Formülü


Kocaman Bir Merhaba…
Ağustos ayı belki de hayatın en güzel yaşandığı, mutluluk hormonlarımızın yükseldiği bir ay ve bu ayda sizlere yeryüzünde yaşayan diğer canlılardan bahsetmek istiyorum.
Aşırı hayvan sever olduğumu bilmeyen yoktur sanırım; yılandan timsaha, uçan sincaptan tarantulaya, kediden köpeğe, balıktan tavşana, beslemediğim hayvan kalmadı. İçimdeki hayvan sevgisine dur diyemiyorum:) Hala evimde bir kedim, bahçemde de iki köpeğimle birlikte yaşıyorum. Allah’ın sessiz kullarıyla mükemmel bir uyum içerisindeyim. Onlarla gülüyor, onlarla dertleşiyorum. Her gece onlarla uyuyor, her sabah onlarla uyanıyorum.

Tadına Doyulmayan Şehir AMSTERDAM

Merhaba... 
Öncelikle yılların getirdiği tecrübeye rağmen bitmek tükenmek bilmeyen bir heyecanla yayın hayatına kısa süre önce merhaba diyen ve kalitesini her sayıda biraz daha artıran Time Kocaeli dergisinde bu yazıyla birlikte yer alıyor olmaktan dolayı duyduğum mutluluğu sizinle paylaşmak istiyorum. 
Eminim ki Time Kocaeli, bu güzel ekiple birlikte daha nice başarılara imza atarak adını ulusal düzeyde duyuracak ve daha uzun yıllar siz değerli okurlarıyla paylaşımda bulunmaya devam edecektir.

KURABİYE HIRSIZI

Sevgili okurlar merhaba…

Sizlere bir soru sorarak başlamak istiyorum bu ayki yazıma. Etrafınıza şöyle bir baktığınızda neler görüyor gözleriniz? Neler duyuyor kulaklarınız? Eğer görmek ve duymak isterseniz tabii ki… Bakınız lütfen. Ama görünüz ve duyunuz da… İşte o zaman gerçek hayatın içinde bulacaksınız kendinizi. Bakıyoruz, iyiden iyiye karmaşa sarmış dört bir yanı. İnsanlar patlamaya hazır bir bomba gibi dolaşıyorlar. Daha doğrusu, adeta çatacak yer arıyorlar. Neden mi? Hayat gailesi, yaşam savaşı çok bunaltmış toplumun belli bir kesimini, yakmış canını... Çoğu işsiz, geçim sıkıntısı dorukta.  Tabiatı ile bu olumsuzluklar aile içinde de gösteriyor sevimsiz yüzünü ve başlıyor geçimsizlik, ardından kavgalar... Kadına, çocuğa hatta yaşlıya şiddet...  

Dünden Bugüne TANGO!


Passion, passionatte, passione gibi kelimelerin ifadesi olan dans; Tango! Aslında kendi içinde imkân ve imkânsızlığı, neşeyi ve hüznü, iktidarı ve çöküntüyü, alabildiğine duygu geçişlerini doğaçlama yaşatarak eşsiz bir ifade sağlıyor.

Dünyevi hayatın koşuşturmaları içerisinde kendi ruhumuza armağan ettiğimiz, hayata bir es, bir kaçış adeta… 

İzmit'in Artık Bir Aşçılık Okulu Var!

Rahat Mutfak bu ay İzmit'in önde gelen ailelerinden Tuncel ailesinin son projesi “Chef's İstanbul Kocaeli” ve “Okulun Mutfağı”na konuk oldu. “Chef's İstanbul Kocaeli”, hep hayalini kurduğum ama İstanbul'da oldukları için gidemediğim aşçılık okulunu İzmit'e kavuşturdu. “Okulun Mutfağı” da aşçılık okulunun giriş katında bulunan restoran. Bu restorana restoran deyip geçmeye vicdanım el vermedi, ben en iyisi “gurme lezzetler cenneti” diyeyim. 

19 YIL ÖNCESİ ve SONRASI..

Bugün,  unutulması  mümkün  olmayan  deprem  felaketinin 19.  yıl dönümü..                             
Sadece  yüreklere  gömülen  acıları  ve  içimizi  titreten  korkuyu   yeniden   hissedeceğiz..                                 

O  inanılması  güç  geceyi  yeniden  yaşayacağız.. 

SEVİYORUM MERKEZ

Aslında her zaman eleştirdiğim bir şeydi, gündemden uzak alakasız bir hayat sürmek… Takip edenler asla duyarsız olmadığımı anlar fakat bu platforma taşımak istemedim. Sebebi ise ben ne siyasetçiyim ne de ekonomist, ben Bade’yim…  Merhaba, ben Bade.
Aldığım sayısız destek mesajına çok teşekkür ederim. Herkes aylık çıkan dergimizde neden yazmadığımı sormuş, aslında yazıyorum, sadece size farklı dünyalar göstermek için ciddi bir çalışma içerisindeyim, yakında çok güzel projelerde buluşacağız. Bunun haberini de verdikten sonra başlıyorummmmmm…

Afrika Kıtasının Siyah İncisi Etiyopya

Tarihte bilinen en eski medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan Etiyopya, eski adı ile Habeşistan, yani “köleler ülkesi”… Benim verdiğim isim ise “Siyah İnci”. 100 milyon nüfuslu ülke, 9 ayrı bölgeden oluşan federal bir Cumhuriyet ile yönetiliyor. Ülkede 80’den fazla etnik grup bulunuyor. Buna bağlı olarak 80’den fazla dil konuşulan ülkenin resmi dili Amharikçe. Halkın yüzde 40’ı Müslüman, yüzde 60’ı ise Hristiyan. Etnik kökenlere ciddi anlamda bağlı olan Etiyopyalılar, söz konusu din olduğunda dünyadaki en medeni ve hoşgörülü insanlar. Halkı, tarihte sömürge yapılamamış tek Afrika ülkesi olmaktan dolayı gurur duyuyor. Etiyopya, Dünya’nın en fakir 16. ülkesi. Para birimi “birr”. 1 TL yaklaşık 6 ETB’ye denk geliyor. Lucy ismini verdikleri bilinen ilk insanımsı iskelet bu topraklardaki arkeolojik kazılarda bulunmuş. 3 milyon 200 bin senelik olduğu düşünülen iskelet, Etiyopya evrensel müzesinde sergileniyor.

Fast – Food Fat – Food Fast – Fat

ÇOCUKLAR ZEHİRLENMESİN, YEMEK YİYEBİLSİNLER

"F" sıradan, alelade bir harf, fakat belki de vahşi kapitalizmin en büyük silahı. Özellikle 3. dünya ülkeleri veya gelişmekte olan ülkeler diye adlandırılan, bizim gibi henüz tam bağımsızlığını ilan edememiş ülkeleri sömürge haline getirebilmenin en lezzetli (!) yolu. 1950'lerde süt yerine süt tozu içirmekle başlayan bir sömürünün devamı belki de. İnsanlık yavaş yavaş kendini yok etmeye başladı, farkında mısınız?

Hayatta Kadı Olmak Varmış

İnternette gezinirken  şöyle bir sayfa çarptı gözüme.. “Ülkemizde Devlet Adamlarının Esprili  Yanları”. Anlattıkları fıkralar  ve bu tarz özellikleri gibi..  Merak ettim doğrusu..   Sayfaya girdim  ve rahmetli  9. Cumhurbaşkanımız Süleyman  Demirel’i tercih ettim.. Çünkü kendisinin  tatlı sohbetini, esprili konuşmalarını  bizzat dinlemiş ve  tadına doyum olmadığını bilen bir insanım.  O sayfada  yayınlanmış anlatımlarının içinde nahına-mıhına  giden  bir kıssadan hisseyi çok beğendim.. Ah dedim  “Süleyman Baba” keşke bu hikayeyi de senin ağzından dinlemiş olsaydım.. Süleyman Demirel,  hoşgörüsü  oldukça yüksek bir insandı.. Rahmetli babamın  kendisiyle ilgili anlattıkları, Demirel’e karşı her zaman  anlayamadığım bir merak yaratmıştı içimde. Daha sonra Ankara ve İzmit’te kendisiyle bizzat konuşunca anladım babacığımın kendisini neden o denli sevdiğini.. Yüreğinin  genişliği  ve  süper çalışan beyniyle  tam bir lidermiş  rahmetli.     Haaa siyaseten seversiniz  sevmezsiniz  bilmem ama, bu gerçeklere de  hayır diyeceğinizi sanmıyorum. Bak şimdi  aklıma ne geldi. Sizlere Demirel’in anlattığı o çok boyutlu anlamlarla yüklü hikayeyi yazacağım ancak  kendisiyle deprem sonrası   Kocaeli Valiliği’ne  ziyarete geldiğinde yaşadığımız enteresan   olayı da anlatmak isterim..  

Deniz, Doğa, Huzur ve Muhteşem Yemekler...Hepsi Bu YELKEN’in Altında... SySerenity...

Fazlasıyla yoğun geçen bir yılın ardından en çok hayalini kurduğumuz şey bir yelkenliyle tatil yapmaktı. 
Temmuz ayı ile birlikte bu muhteşem keyifli tatilin zamanı gelmişti. Ege’nin ıssız koylarına açılıp denizin, güneşin ve sessizliğin tadını çıkarmak için sabırsızlanıyorduk. 
8 aylık bebeğimiz Beste’nin ilk tatil deneyimi 4 gün boyunca Marmaris’in ıssız koylarında kalacağı yelkenli olacaktı...

ISSIZ BİR ADAYA DÜŞSENİZ…

Bozcaada hep özeldir, bizim için güzeldir. 
Kahkahalarımızın sokaklarında yankılandığı beraber ilk tatilimiz. Şimdi size o tatili anlatıp sıkmayacağız tabi ama Bozcaada’ ya dönüşümüz nasıl muhteşem oldu ondan bahsetmemizde sakınca yoktur umarız:)
Bozcaada’ ya geçen yaz Kurban Bayram’ ı tatilinde karavanımızla geri döndük ama ne dönüş. Bozcaada muhtarı olduk desek abartmış olmayız. Karnımda Sade, kucağımda Eva (kendisini araba tuttuğu için karavanın arkasında oturamıyor da :), yanımda Onur, altımızda Watavan’ ımız karaya; şeyyy adaya ayak bastık.

Gazi Süleyman Paşa

İzmit tarihinde iz bırakan şahsiyetlerden; Osmanlı Devleti’nin Rumeli’ye, başka bir deyişle Avrupa’ya geçişinin öncüsü ve Rumeli Fatihi olarak bilinen, aynı zamanda İzmit’in fethinde önemli rolü olan Gazi Süleyman Paşa. Bir Osmanlı şehzadesi olan Süleyman Paşa, Osmanlı Padişahı Orhan Gazi’nin büyük oğlu olarak 1319 yılında dünyaya gelmiştir. Annesi Yarhisar tekfurunun kızı Nilüfer (Holofira) Hâtun’dur. Çocukluk dönemiyle ilgili fazla bilgi bulunmamaktadır. 

İZMİT’İMİN HAYALİ DAHİ CİHANA DEĞER…

Sayın okurlarım...  
Sizlere hiç hayatımı en özel anılarıyla süsleyen çocukluk mahallemden bahsetmiş miydim? 
Yani eskilerin deyimiyle, nam-ı diğer “YUKARI  MAHALLE”…
Ben hatırlamıyorum, ama binlerce kez  tekrarlayacak  derecede  sevgi  ve anı  var  yüreğimde.
Hem de  bu  dünyayı  terk-i diyar  eyleyene  dek  benimle  yaşayacak  kadar  kıymetli…  
Yaşamımın  çeyiz  sandığında  kilitli,  gözüm  gibi  koruyorum.

Eşsiz Deneyimler Hazinesi Zanzibar

Hint Okyanusu’nun içindeki cennetten bir köşe olan Zanzibar’da detaylarını planladığımız gezimize devam ederken; adanın enteresan bir şekilde tarih ve doğa güzelliklerini bir arada bulundurması, tropikal iklimi, bitki örtüsü ve muhteşem insanları bizleri orda kaldıkça daha çok etkiliyor, bize eşsiz bir deneyim sunuyordu. 

100 Yıl Sonra Devr-İ Alem: PİLATES

Pilatesle ilgili hepimizin kulağına çalınan birçok sözcük var; nefes, omurga duruşu, kas uzatma, vücutta güç bölgesi gibi. Dünyada milyonlarca insanın uyguladığı, faydasına inanılan ve sayesinde güzel sonuçlara varılan pilates metodolojisi nedir peki?

Pilates; beden ve zihin arasında ilişki kurarak, dengeli bir vücut gelişimi, kaslarımızın ve duruşumuzun ince uzun şekilde uzamasıyla birlikte şekillenmesinin dışa vurum biçimidir. 

Sevemem ben sizi.

Herkese merhaba derim, gülümserim, elimden geldiğince yardım ederim ama uzun uzun dinleyemem herkesi.
Benim memleketimin insanında şu var; “Derdi var, sıkıntısı var, anlat anlat dinliyorum…” demeler, “Ağla ağla, açılırsın…” lar, “Konuş, ben seninleyim…”ler… 
Ama ben seninle değilim, yaşam enerjimi almana izin vermem, bana anlatma, ben seni dinlemem, herkesin kendi yükü var hayatta, ben bir de senin negatif yükünü taşıyamam. Neden taşıyacağım, konuşuyor konuşuyor tüketiyorsun beni. Seni dinlememin tek bir yolu var; sorun neyse çözelim.

HER ŞEY DAHİL, HER ŞEY ZEHİR

Merhaba sevgili okuyucular, işte yine yaz geldi. Bir Temmuz çocuğu olarak güneşi görmek bana ayrı bir enerji veriyor. Hepimiz öyle değil miyiz? Aslına bakarsanız insan vücudu gün ışığı ile çalışan bir makina gibidir. Biyolojik saatimiz (biyoritm) güneşe göre ayarlanmıştır. Düşündünüz mü hiç, neden doğumlar genelde gece gerçekleşir? Neden diş ağrıları gece tutar? Neden çocuğun ateşi gece yükselir? Neden kışın kilo alıp, yazın veririz? Neden intiharların çoğu kapalı havalarda olur? Sözün kısası, biz güneş ile yaşıyoruz. İşte yaşam kaynağımız olan güneşin doruklarda olduğu bu günlerde ayrı bir yaşam enerjisi ile dolup kabımıza sığamıyoruz. O zaman haydi tatile. Ama ekonomik koşullar belli, erken rezervasyon ile aldığımız 5 günlük, 5 yıldızlı, "ultra mega herşey dahil" tatilimiz bize ve çocuklarımıza yetmek zorunda. Zaten 5-6 aydır taksitlerini ödüyoruz, ekstra bir masraf çıkmamasını umut ederek yola çıkıyoruz. Zahmetli bir yolculuğun sonunda adını söylemekte bile çok zorlandığınız, hayallerinizdekinden daha büyük ve şaşaalı o devasa tesise ulaştınız.

Sırrı Paşa Konağı

Merhaba,
Hemen her mahallesinde ayrı bir tarih yatan İzmit kentinde, 500’den fazla tescil edilmiş tarihsel ve kültürel miras bulunmaktadır. Günlük yaşam telaşı ve koşturmacası içerisinde her gün önünden geçtiğimiz Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait onlarca yapı, alan ve unsur gözle görülür ve ziyaret edilebilir durumdadır. Bu yazımda sizlere,  yukarıda bahsettiğim değerler içerisinde yer alan yapıların en görkemlilerinden biri olan “Sırrı Paşa Konağı”ndan bahsedeceğim.

CEHALETİN İKİZ ÇOCUĞU: HIRS VE ÖFKE

Merhabalar sayın okurlar,

Bu sayıda tüm acı tecrübelere rağmen zaman zaman sosyal ve siyasi hayatımızı çıkmaz sokaklara sokan ve yaşanan büyük olumsuzluklarla ufkumuzu bir sis gibi kaplayan cehaletin ikiz çocuğunu tanıtmak istiyorum sizlere. Huysuz ve yıpratıcı ancak ayrılmaz iki kardeş ve ne yazık ki güçlerini sürdürmeye büyük bir hızla devam ediyorlar. Bu ikiz kardeşin ne veya kim olduğunu merak ediyorsunuz değil mi?

Leman Kültür’de ÇOOOK ŞEY değişmiş...

Leman Kültür birkaç sene önce ilk açıldığında çok sevinmiş böyle güzel bir marka İzmit sahil yoluna balık restoranlarının bulunduğu alana geldiği için çok mutlu olmuştum.

Dışarda yeme – içmeyi fazlasıyla seven biri olarak sık sık gidebileceğim kaliteli bir mekan açılmıştı. Üstelik öncesinde Beyoğlu şubesine çok sık gittiğim için benim için alışık olduğum menüsünü iyi bildiğim ve sevdiğim bir kafe – restoran zinciriydi.

MİLKA İNEKLERİ GERÇEKMİŞ: İSVİÇRE

Güzel bir Cuma, yine harika bir sabah uçuşu ve ben. 
Sabahın altısında hayallerimi gerçekleştirmek için kalktım; pembe el valizim, uyku bandım ve mavi hırkam benimle, her zamanki gibi doğru Sabiha Gökçen’e. Minnoş bir sabah uçuşuyla İsviçre’ye gidiyoruz. Sabahın köründe kalkmış olsam da yüzümde şapşal bir gülümse “Yine başardın” diyorum.

İDAM CEZASINA SICAK BAKACAĞIMA İNANAMIYORUM….

İster kızın, ister darılın, isterseniz aynı fikirde olun..                                                                                    
Artık hiç fark etmiyor emin olun.. Ülkemde  büyüyerek ortaya dökülen vahşeti gördükçe idam cezasına sıcak bakmaya başladım.. Ve ne yazık ki, idam cezasını isteyenlere artık kızmıyorum..

Yakında bir cennet: KOS ADASI

Bu yazımda sizlere, teknemle çok sık gittiğim bir adadan, Kos adasından bahsetmek istiyorum. Nam-ı diğer İstanköy adası. Bodrum’ a çok yakın olan bu ada Türkler tarafından sıklıkla ziyaret edilen bir adadır. Adaya geldiğinizde kesinlikle yabancılık hissetmezsiniz. Çünkü adada 3000 kadar Türk yaşamaktadır. 

PEYNİR AŞKINA

Peynir sever misiniz? Ben bayılırım. 
Her türlüsüne. Günde üç öğün yiyebilirim o derece seviyorum hatta.

Yanında eşlikçisi ne olursa olsun, gönülden bağlıyım kendisine.
Salatanın üstünde, ekmeğin içinde, pizzada, makarnada, ette, asma yaprağında, tostta, kahvaltıda, bir kadehin yanında, fırında, güveçte, yumurtada say say bitmez…

Hayat Enerjimizi Nasıl Yükseltiriz?

Önceki yazımda suya olumlu his yüklemesi yaparak vücudumuza verebileceği pozitif enerjiden bahsetmiştim ve kısa bir giriş yapmıştım... Suyun hayati önemi bir kenara, enerji bedenimiz için de çalışan molekülleri vardır. Ne var ki gözden kaçırdığımız bir nokta var. Canlı suyun faydalı olduğunu çoğumuz ya bilmiyor ya da yok sayıyoruz.

GÜLLERİN İÇİNDE BİR BAHÇE: GÜLİZAR

90’lı yılların ortalarıydı (yani ben gençken), İzmit’in merkezindeki bir iki eğlence mekânının haricinde arayışlarımız oluyordu. 

E, İstanbul’a yakınız ama o kadar da yakın değiliz hani. Malum eğleniyorduk, yiyor, içiyorduk. Haliyle yoruluyorduk, doğal olarak eve dönüş yolunda daha yakın mekânları tercih ediyorduk.
İşte böyle arayışlara girdiğimizde en güzel alternatifler Sapanca’da çıkıyordu önümüze.

İstikamet Viyana

Bu dergideki ilk yazım…

Büyük olasılıkla güzel bir restoranda arkadaşınızı ya da belki bir diş kliniğinde sıranın size gelmesini endişeli bir şekilde beklerken okuyorsunuz bu dergiyi. Eğer bu yazıyı okuyorsanız, bundan önceki sayfaları beğendiniz demektir. Diliyorum bu yazı ile düşündükleriniz pekişerek devam eder.

Uranüs Boğa Burcunda, Sabit Burçlar Değişimin Eşiğinde!

Astronomik olarak Uranüs, Güneş sisteminin, Güneş’ten yakınlık sırasına göre yedinci gezegenidir. Çapı açısından, Jüpiter ve Satürn’den sonra üçüncü, kütle açısından bu iki gezegenden ve Neptün’den sonra dördüncü sırada yer alır. Adını Yunan mitolojisindeki gökyüzü tanrısı Oronos’tan almaktadır. Kütlesi, Dünya kütlesinin 15, hacmi ise 64 katıdır ve en az fotojenik gezegendir. Buz Devleri sınıfına girer. Uranüs çok şaşırtıcı bir gezegendir. Halkalardan ve on beş aydan oluşan bir sisteme sahiptir. Dönüş eksenindeki 98 derecelik eğim nedeniyle, yörüngesindeki hareketi diğer gezegenlerden çok farklıdır. Yuvarlana yuvarlana döner.

VATANDAŞ SEÇİMİNİ YAPTI….

Üç  ay  gibi  kısa  bir  sürede  gerçekleşen  seçim  dönemi  yüzde  90’lara  varan  bir katılım  oranıyla  gerçekleşti.. Ve  nihayet  bitti..                                                                                   
 Türkiye  13’üncü  cumhurbaşkanının  ve  27’nci  dönem  milletvekillerini  seçti..                                    
Yani  Türk  halkı  sandığa  giderek  tercihini  kullandı..                 

Bunlar Güzel Günlerin

Bir mucize oldu. Nisan geçip giderken bize bir armağan bıraktı ve oğlumuz doğdu. Dünyada bu zamana kadar kaç tane doğum olduysa doğum hikâyesi de o kadardır. Ama ben bu ay sizinle hamilelik ve doğum hikâyemi değil, bu süreçte karşılaştığım “insanlık halleri”nden bahsedeceğim. 
Hastanede Kadın Doğum servisini gezip anne-babalarla çok görüşmeler yaptım. Zaman zaman onlara tavsiyeler verdim, yakınlarından anneye destek olmaları konusunda ricada bulundum. Bunu o zaman sadece bir psikolog olarak yaptım. Ama bugün bir anne olarak sizinle gözlemlerimi paylaşacağım. Paylaşacağım çünkü bu dünyada hayat sürdükçe, her gün milyonlarca kadın hayatlarının o en paha biçilmez dönemini deneyimlemeye devam edecek. Ve bu deneyimi hayatlarının en sendromlu dönemi ya da en güzel kavuşması olarak hatırlamalarından kendi dahil bütün çevresi de sorumlu bana göre.

DÜNYAYI GÜZELLİK KURTARACAK

Bu sayıdaki köşemi danışanlarından biri olarak kendisini ve başarılarını size anlatmak için Dr. Mustafa Kemal Ataönder’e ayırdım. Sebeplerinden biri kendisinin hatalı medikal estetik işlem ve uygulamalara maruz kalmış kişilere en uygun ve en doğru müdahaleyi yapabilmesi. Bu bazı hekimlerin karşılaşmaktan ve müdahaleden uzak durmak istedikleri bir durum. Hatta kendi hatalı uygulamalarını bile kabullenmek ve düzeltmekten kaçan hekimlerimizi düşünürsek… Dr. Mustafa Ataönder’in güler yüzlülüğü ve hastalarıyla iletişimini de düşünerek, kendisinin Time Kocaeli’de yer almasını istedim. 

Mangal Sefası

Bu kez sıkı durun, canavar gibi geliyorum. Abartmıyorum, gerçeği söylüyorum. Muhteşem bir tarifle huzurlarınızdayım. 

Malum yaz geldi, herkes dışarıda. Ben de buna uygun bir konsept olsun dedim veee ta ta ta taammm! Hamburgeri Nirvana’ya ulaştırıp barbeküde pişirdim. 
Böyle bir şeyi en kral hamburgercide hatta daha iddialı olsun o meşhur etçilerde bile yememişsinizdir. Üstelikte ev yapımı ve sağlıklı. 
Tek sorun hangisinin daha iyi olduğu. Müthiş ekmeği mi? Yoksa köftesi mi? Ya da göze mi hitap ediyor, yoksa mideye mi? 
D şıkkı, hepsi! 

TİYATRONUN EN EĞLENCELİ HALİ

Öyle bir tiyatro oyunu düşünün ki, izlemeye başladığınızda zaman su gibi geçsin, gülmekten karnınız ağrısın, bir anda kendinizi sahnede bulun ve bittiğinde “Bir sonraki ne zaman?” gibi sorular sorun. İçinizden “Böyle bir oyun olamaz” gibi cümleleri duyar gibiyim. Yanıldınız! Türbülans Atölye, Kocaeli’de doğaçlama tiyatroyu devam ettirenlerden ve biraz önce okuduğunuz her şey bu tiyatro ekibinin asıl amacı. 
Oldum olası her hangi bir kuruma bağlı olmadan, kendi yağıyla kavrulan, tırnaklarını kazıya kazıya başarıya ulaşmaya  çalışanları ayakta alkışlamışımdır. Mayıs ayında katıldığım Türbülans Atölye’nin oyununda olduğu gibi... Neden mi? Sanatın toplumda hak ettiği değeri kazanmadığını düşünenlerdenim de ondan. Tüm olumsuzluklara rağmen sanatı sürdürmeye çalışan, sanatla ilgilenene değer veren, alın terini sanat için döken insanlar daima baş tacı olmalı düşüncesindeyim. 

ÇOCUKLUĞUMU GERİ VERİN BANA

Veeee Efendim Tüm İslām Aleminin Ramazan Ayını Kutluyor Hayırlara Vesile Olmasını Diliyorum...

Sizler Haziran sayımızı okurken bir çoğumuz niyetli ve iftar saatini dört gözle bekliyor olacak.

’’11 Ayın Sultanı Ya Şehr-i Ramazan ‘’ 

Bu ay da tüm günahlarımızın affolacağı ve dualarımızın kabul olacağı mukemmel ve sorunsuz bir ay geçirmek için bol bol ibadet edeceğimiz bir ay…

Hoppala Yârim Yaz Geldi, Çarşıya Kiraz Geldi

Yaz geldi, pazar tezgâhları renklenmeye ve iştah açmaya başladı bile. Meyveler yavaş yavaş tezgahlara çıkıyor. Erikle başlayıp çilekle devam eden yol, Mayıs ayında kirazın, Haziran’da vişne ve kayısının da katılmasıyla tam bir cümbüşe döndü. Temmuz bize daha büyük sürprizlerle gelecek; çağla, armut, dut, böğürtlen, kavun, karpuz, şeftali, taze incir derken doğanın tüm renkleri ve tatları soframıza gelecek. 
Genel kanı olarak bol meyve yemek faydalıdır, meyveden zarar gelmez düşüncesi hâkim olsa da biz bunun böyle olmadığını biliyoruz. Her şeyde olduğu gibi meyvenin de çoğu zarar azı karar. Bazı meyveler çok fazla tüketildiğinde sağlık problemlerine yol açabilir. Hiç tüketilmemeleri ise çok daha zararlıdır. Her besin ögesine olduğu gibi meyvelere de belli dönemlerde belli miktarlarda ihtiyacımız var. Benim tavsiyem mevsiminde her meyveden ölçülü tüketmek. 

Aşk Bodrum’da Yaşanıyor Güzelim…

Haziran ayından hepinize bol neşeli ve sıcacık bir “MERHABA”… 
Benim gibi sıcak havaya, maviye, güneşe, denize ve ılık gün batımlarına âşıksanız buraya buyurun; “YAZ RESMEN GELDİ ARKADAŞLAR”
Ofiste kendimi tüm dünyaya kapatmış çalışıyordum. Bilgisayar başından kendimi birazcık kaldırıp mola vermek istediğimde bir de baktım ki o da ne? Alnımdan minik bir ter damlası süzülüyor! Hemen birlikte çalıştığımız eşime döndüm, “Tatil vakti geldi Bahadır! Görüyor musun terlemeye başladık bile.” Bahadır’ın bakışları “Ne isteyeceğimi anlamış ve kaderini kabullenmiş bir adam” bakışıydı. Sevgili eşimden cevap gecikmedi; “Hadi, nereye gitmek istediğine karar ver.”

BABADAN OĞULA NASİHAT...

Analar  günü  yazarız  da,  babalar  günü  sessiz mi  kalırız  yani..                                                           

Yok  öyle  ayrımcılık..                                                                                                                                   

Babanın  hakkı  aynen  ananınki  gibi  ödenmez.. Ve  yeri  asla  doldurulamaz..                                       

Sadece  babalar,  analar  gibi duygularını   dışa  vuramazlar  ve  daha  katı  görünmek  zorunda  hissederler  kendilerini..  

Sohbetin Bahanesi, Birer Türk Kahvesi

Değerli okurlar hepinizi saygıyla selamlarım...
Evinde Türk kahvesi olmayanımız pek yoktur diye düşünüyorum. Misafirimiz geldiğinde ilk sorduğumuz şey “Kahve mi içersiniz yoksa çay mı demleyelim?” olur çoğu zaman. Günlük hayatımıza bu denli yoğun bir şekilde girmiş olan Türk kahvesini bir iki sayfada anlatmak gerçekten zor. Başlı başına bir hikâye TÜRK KAHVESİ. Şiirlere, türkülere, sohbetlere ve birçok muhabbete konu olsa da Türk kahvesinin ayrı bir hikâyesi var.

ROTA SİMİ

Bu yazımda sizlere, çok sık gittiğim küçük ama bir o kadar şirin ve çok farklı bir mimari yapıya sahip olan Simi adasından bahsetmek istiyorum. 
1700’lü yıllarda Yunan adaları içinde en zengin olan adalardan biri olan Simi adasının geçim kaynağı süngercilik ve ağaç tekne yapımı. Şu anda geçim kaynağı tamamen turizm olan Simi’de halen balıkçılık ve süngercilik yapılmaktadır.
Yerleşim kayalık bir zemin üzerinde bulunmaktadır. 

Karadeniz Maceraları Vol. 1

Dikkat bu yazı aşırı keyif içerir!

Öyle ki keyfe keyif katmanın peşine düşüp sıcacık kakaolu kek ve sade Türk kahvesi eşliğinde yazılmıştır.

Dergimizin ilk sayısında yazmıştık aslında; günün birinde arabanın arka koltuğunda yazlıklar ve kışlıklardan oluşan ayrı ayrı valizlerimiz, bagajda çadırımız ve tulumlarımızla çıktık İstanbul’dan yola. Bir yanımız yazın son günlerinde kızgın kumlardan serin sulara atlamak isterken, bir yanımız “yaz seneye de gelir ama bu kafa her zaman bulunmaz” diyerek, yıllardır isteyip cesaret edemediğimiz Karadeniz turunu gerçekleştirmek istiyordu.

ÇOK SİNİRLİSİN

2 haftayı geçmiş olmalı size yazmayalı çünkü buralarda değildim. 
Çok ülke değiştirdim, sanırım 4 gün arayla 4 ülke olmalı ama döndüm çünkü euro ve dolara direnemiyorum, PARAM BİTTİ, ayrıca yoruldum. Her gün 20 km yürümek, saatlerce dolaşmak, uykusuzluk vs derken yoruldum biraz dinleneceğim ve kurun düşmesi için dua edeceğim.
Yazıma giriş yaptığıma göre artık asıl meseleme gelebilirim. Alerjilerim ve hiperaktivite sorunumu artık bizim muhtar bile biliyor fakat bir sorunum daha var benim ki kendisini sever, sayarım. Ne mi?  ‘’ÖFKE’’.

Hazır Mıyız?

Uçak biletlerini alın çünkü tam Edinburgh zamanı...

Her ne kadar kuzeyde olsa da İskoçya’nın etrafından dolaşan Gulf Stream akıntısı, ülkeyi diğer ülkelere nazaran ılıman kılıyor. Bu yüzden yazın gayet güzel bir hava karşılıyor turistleri. Bazen rüzgârlı olsa da bu 40 derece sıcak altında turistik gezi yapmaktan daha iyi oluyor. Çünkü ne zaman biraz sıcak bassa hafiften bir esinti alıyor üzerinizdeki sıcaklığı. 

GÜLER MİSİN AĞLAR MISIN!..

AKP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Recep Tayyip Erdoğan, iyice yaklaşan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimi için hazırladığı seçim beyannamesini açıklamış, gördünüz mü?

İnsan ne söyleyeceğini bilemiyor doğrusu. Bu beyanname 16 yıldır iktidarda olan AKP’nin mi yoksa muhalefette olan partilerden birinin mi kestiremiyor.

KULLANIN DA GÖRSÜNLER…

Ülkemizin  kaderinin  değişmesine  imkân  sağlayacağı  düşünülen  seçimlere  çok az  kaldı.  16  gün  sonra,  yani  24  Haziran  2018  Pazar  günü  Türkiye hem  Cumhurbaşkanını hem de  27.  Dönem  Milletvekillerini seçecek. Alışık  olmadığımız  bir  seçim  olacak  anlayacağınız.
 
İnşallah  ülkemiz  ve  vatandaşımız  adına  hayırlı  ve  uğurlu  olur.

Zamanın Gerçek Yüzü

Kendimizi kaptırdığımız yaşam oyununun gerçek yüzünü canımız yandığında veya bir dostumuzun acısından kaynaklanan göz yaşlarını paylaştığımızda görür ya da anlarız.
Bu özel durumların dışında, sürprizleriyle bizi oyalayan ve hayalleriyle ruhumuzu kandıran zamanın nasıl geçtiğini fark etmeyiz bile.
Belki de böyle olması daha iyi diye düşünebiliriz. Acısı, hüznü bizi kahrederken güzelliklere bir an önce yetişebilmenin telaşı ve o heyecanla beklenen son, belki de bitip giden ömür kavramını hatırlamamamız için biçilmiş kaftandır.

İKİ HABERİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Kaynağı ne olursa olsun, habersiz kaldığınızda kendinizi kör, sağır ya da başka bir engelli olarak düşündüğünüz olur mu?
İnanın hiç farkı yoktur. Ne söylediğimi birazcık düşünün benimle aynı kanıya varacaksınız…
Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olduğu dönemden, Odatv.com kaynaklı bir habere göz atıyoruz, şöyle diyor;

“CUMHURBAŞKANI NASIL OLMALIDIR?..

Soruyu diğer biçimiyle de sorabiliriz;
“Cumhurbaşkanı nasıl olmamalıdır?..”
Böyle bir sorunun yanıtı, körün fili tarif etmesi gibi falan değildir. Akıllı, dürüst, aydın, demokrat bir insanın, kendi ülkesinin koşullarına göre tanımlayacağı bir cumhurbaşkanı mutlaka vardır.

KRİZ VAR MI?

“Evet var” demeye korkanlardan mısınız?
“Söylersem beni vatan haini ilan ederler” kuşkusunda mısınız?
Belki haklısınız da, birileri bunu mutlaka söylemeli. Söylemeli çünkü gerçekten iyi gitmiyoruz, iyi yönetilmiyoruz…
Cemil Çiçek’i tanırsınız değil mi?

KAVGADA SÖYLENMEZ

Siz bakmayın kimi insanların toplam yüz sözcükle yaşamlarını sürdürdüklerine. Gerçekte Türkçe oldukça zengin bir dildir. Biraz aklı başında, bir parça okuyan insanların dilindeki Türkçede öyle sözcükler vardır ki, ne okkayla tartabilirsiniz, ne metreyle ölçebilirsiniz.
Alın size bir örnek;

ARAŞTIRILSIN MI?

Konu ne olursa olsun, bir şeyin sonucuna erebilmek için önce o konunun enine boyuna araştırılması gerekmez mi?
Eğriliğini, doğruluğunu, kimin ne yaptığını, ne zaman yaptığını ya da yapmadığını, yerini, tarihini bilmek gerekmez mi?
Kâr zarar hesabını, kimin kazanıp kimin kaybettiğini bilmek için kaça alınıp kaça satıldığını, alınıp satılanın ne olduğunu incelemek gerekmez mi?

DOLAR MI DOLMAZ MI?..

Dünyanın jandarması olarak tanımlanan ABD, kendisiyle hiç ilgisi olmayan, en uzak ülkelere bile burnunu sokuyor, savaşlar çıkarıyor, silahlar satıyor, yer altı ve yerüstü zenginliklerini sömürmekte hiç sakınca görmüyor. Dünyanın diğer ülkeleri de ABD’nin bu emperyalist tavrını izliyor, yorumluyor, sonuç olarak da susuyor.

GÖL MANZARALI KARADENİZ MUTFAĞI: MENZARA

Bugün Kırkpınar ve Sapanca Gölü’ne tepeden bakan enfes manzarası ile huzur veren MENZARA Restoran’dayız.
MENZARA, bir aile işletmesi. Adnan Ekşi, eşi Günnur Hanım, çocukları Cem ve Mine işletmenin her detayında beraber çalışıyorlar.
2010 yılında hizmet vermeye başlayan restoran aslında bir gecede karar verilip hayata geçirilen bir proje.
Mekânın arsası aileye aitmiş ve misafirlerini kalabalık gruplar halinde bu muhteşem manzaralı yerde ağırlıyorlarmış. O zamanlarda sadece taş bir fırın ve altında oturulabilen bir çardak mevcutmuş.
Günnur Hanım mutfakta bir harika. (Test ettim onayladım ) Karadenizli olan Günnur Hanım restoranın hemen hemen bütün menüsünü kendi elleriyle hazırlıyor. Tabii kendisi bu kadar marifetli olunca, konukların da yüreklendirmesiyle burayı bir işletmeye çevirmeye karar veriyorlar. 
Ve bir aile girişimi olarak sıvıyorlar kolları, başlıyorlar çalışmaya.
Güzel bir ahşap bina inşa ediyorlar. Bir de bu binadan bağımsız mutfak. Taş fırın zaten yerinde. Daha ne olsun?

YEL KAYADAN NE ALIR.. MEŞE ve KABAK

 ZAMAN  O  ZAMAN.. Yani  birilerinin  başka  birilerine  yapışarak  veya  yaslanarak,  yada  sırtını  dayayarak  kazanma, yükselme, büyüme  zamanı..Bir yerlere  gelme, mevkiler  edinme,  rant  sağlama,  para  kazanma  zamanı.. Sahte  gülücükler  dağıtma, sırt  sıvazlama, el öpüp  baş  okşatma  ve  maskelerle  dolaşma  zamanı..Bakınız,  çevrenizde  onlarca  göreceksiniz..

“TURTA” TADINDA HAYAT

Mayıs ayından hepinize merhaba! Yazın kapımıza dayandığı bu günlerde içim kıpır kıpır. Çünkü ailemiz artık “DÖRT” kişi oldu! Beni tanıyanların; “Nasıl yani?” sorularını duyar gibiyim. Henüz ikinci biyolojik çocuğumu doğurmadım ama ikinci kez “ANNE” oldum ben  “TURTA” hoş geldin hayatımıza! 

ÇOCUKLARLA ÇOCUK OLMAK

Kucak dolusu sevgilerimle sizlere tekrar merhaba demek istiyorum…
Mayıs ayı sayımızda yaza merhaba diyerek tüm güzelliklere kucak açacağımız muhteşem bir yaz diliyorum sizlere…
Sıcaklığını hissetmeye başladığımız Mayıs ayında artık üzerimizdeki ölü topraktan kurtulma zamanının geldiğini düşünüyorum. Çiçekler açıyor, havalar ısınıyor, yazlıklarımızı giymeye başladık bile. Ama en önemlisi artık bazı şeyleri önemsemiyor olmamız...

SEÇİM Mİ GEÇİM Mİ!..

TBMM’de;
“Plan mı pilav mı” tartışmalarının yaşandığı günleri, yılları hatırlayanlarımız vardır. Genç kesimin garibine gidebilir, genç kesim yadırgayabilir ve;
“Hadi canım siz de, plansız ülke mi yönetilirmiş” gibi doğru sorular da sorabilir. Ne ki, gerçekten yaşanmıştır bunlar ve planla pilav tartışılmış, iktidar milletvekillerince de plan değil pilav savunulmuştur.

Dünyanın En Büyük Festivali

Londra’yı hep çok sevmişimdir. Hatta yaşanacak en güzel şehirlerden biri olduğunu yıllarca iddia etmemin yanında New York ya da Paris’i seven arkadaşlarımla uzun uzun tartışmalara girdiğim bile olmuştur. Ama yanılmışım. Çünkü… 

KAMYONCUDAN AL HABERİ

Yaşamını önemli ölçüde kamyonculuk yaparak sürdürme çabasında olan insanların yaşadığı bir bölgede, Artvin’de, Borçka’da doğdum. Doğa koşullarının bunca zor, tehlikelerle dolu olduğu yöre insanını çok iyi tanırım, yürekliliğini, yaratıcılığını, pratik zekâsını çok iyi bilirim. Kimilerinin;
“Kamyon sürücüsü işte, ne olacak ki” demelerinin ötesindedir o insanlar. Otingo’nun tepesinden, Samzore’den, eski tip, güçlü bir fren sistemi olmayan kamyonla tonlarca tomruğu düze indirmek ne demektir bilir misiniz?..

DEĞERLERİMİZİN HEPSİNİ SEVİNÇLE YAŞAMALIYIZ…

Bu gün mübarek ramazan ayının beşinci günü. Tüm İslâm alemine hayır getirmesini dilerim.
Veeee, maneviyatı çok yüksek olan bu önemli kutsal ayın dördüncü günü, Türk ulusu için milli duygularını şaha kaldıran ve Cumhuriyete doğru yol alışımızın temeli 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı. O vatan mücadelesinin ilk adımını oluşturan günleri yüreğinde hisseden herkes bayramı sevinçle kutladı ve yaşadı. 

Zamanı yaşamak için yazmak gerekir

“Zamanı yaşamak için yazmak gerekir. Geriye dönüp baktığımızda bir buket mutlu anıdır bizi canlı tutan. Gezen de okuyan da payını alır bu paylaşımdan” diyerek söze başlamak istedim. 
Kafka’nın romanlarına konu ettiği, Hitler’in bombalatmaya kıyamadığı efsunlu şehir Prag’dayız…
Baharın en dinamiğini yaşamaya başladığımız bu günlerde mini bir geziden artakalanlar...

KADINLAR DAYANIŞMALI

Yalnızca bizim ülkemizde değil, dünyanın birçok ülkesinde, özellikle geri kalmış ülkelerinde kadınların yakındığı şeydir;
“Erkekler bize yol vermiyor!” derler.
Bir yanıyla doğrudur bu söylem. Ne ki, bu eşitsizlikte kadınların hiç mi suçu yoktur?
Erkek egemen toplumlarda fiziksel güç öne çıkmaktadır ve bu da o toplumun kültürel düzeyiyle doğru orantılıdır. 
Olması gereken nedir?

ESPRESSO’NUN SÜTLE BULUŞTUĞU MUHTEŞEM LEZZET CAPPUCCİNO

“Uno kapuço” diyerek yazıma başlıyorum.
Sevgili dostlar bu ay sizlerle yine bir İtalyan klâsiği olan Cappuccino’yu paylaşacağım. Son gittiğim İtalya seyahatinde kafeye gelen bir İtalya’nın baristaya “uno kapuço” diyerek sipariş vermesi çok samimi ve çok İtalyandı. Bu anımı sizlerle paylaşmak istedim.
İtalyanların sabah saatlerinde keyifle içtiği bir kahve olan Cappuccino’nun adı, bir rivayete göre 16. yüzyılda açık kahverengi renkte cübbe giyen Capuchin rahiplerine dayanır. Başka bir rivayete göre de bir Capuchin rahibi olan Marco d’Aviano bu kahveyi icat etmiş ve kahvenin adı Cappuccino olmuştur.

Milli Takım forması giyip birçok şampiyonluk kazanan ÜMMET SUBAŞI: Asla Pes Etmedim!

Sizi biraz tanıyabilir miyiz Ümmet Bey? Kendinizden bahseder misiniz?

Adım Ümmet Subaşı. 1972 doğumluyum, Gaziantepliyim. Uludağ Üniversitesi beden eğitimi öğretmenliği mezunuyum. 35 yıldan beri Kocaeli’de yaşıyorum. 21 yıllık beden eğitimi öğretmeniyim. Şu an Yarımca’da Petkim Ortaokulu’nda çalışıyorum. Evliyim, bir oğlum var ve o da benim sporcum şu an. 

19 MAYIS VE ATATÜRK

Çocuktum, Hopa’da limanın olmadığı yıllardı. Rahmetli babam annemle beni Hopa’ya kadar getirir, motora bindirip açıkta bekleyen gemiye bindirip İstanbul’a yollardı. Oradan İzmit’e gelir, yaz tatilinin önemli bir bölümünü İzmit’teki dedemlerde, dayılarımda geçirirdik.
Bindiğimiz vapur o dönem için lükstü, güvenliydi. Bir yolculuğumuzda, Karadeniz’in dalgalarıyla savrulan vapurumuzun demir kapısına çarpmış, mor bir alınla İzmit’e gelmiştim.

MİSAFİR ODASI…

Merhaba,
Her şeyi biliyorum birçoğumuzdan farklı değilsiniz. Sizin evde de  iki tane yemek takımı var birisi misafir için, 2 tane çatal bıçak takımı var biri misafir için. Salon var mesela, misafir odası denir oraya. Hep kapalı durur misafirler gelince açılır bayramda seyranda. Koltukların üzerinde örtü vardır, güzel danteller vardır tepsilerin içine sarılan vitrinlere örtülen. Misafir için ayrı kolonya vardır. Çocuklar için şeker misafire çikolata vardır. Günlük nevresim vardır, misafir için ayrıdır. Yemekte en büyük parça misafire, en yumuşak ekmek onlara, baş köşe misafire…

TARİH UNUTMUYOR

“Millet İttifakı” “Cumhur İttifakı”na karşı bildiğiniz gibi. Tersini söylemek de olasıdır ve politikada bu doğaldır. Kişiler, partiler ya da ittifaklar birbirleriyle kıyasıya çekişir, iktidar olabilmek için çabalar.

BAHARIN GÜLLERİ AÇTI…

Sevgili Time Kocaeli okurlarıma bu sayımızda iç açan ve insanı yaşama bağlayan bir yazı yazmak düşüncesi içindeydim... Camımın önündeki masamda bilgisayarımı açmış düşünürken, dışarıdan gelen çocuk sesleri ve karşımdaki küçük bahçede açan çiçeklerin renk cümbüşü içimi ısıtıverdi. Birden baharın pozitif enerjisini hissettim bedenimde.

OKYANUSTAKİ CENNET

Zanzibar’da rüyamda düşlediğim yerleri görmenin heyecanı ile uyandığımda gün yeni ağarmıştı. Yağmur ve rüzgâr eşlik ediyordu güneşin yükselişine. Otelin terasına kahvaltı için çıktığımızda manzara şahaneydi. Şık bir açık büfede omlet, pankek ve tropikal meyveler dışında bir şey yoktu. Şef bizim için omlet hazırlarken, elimde boş tabakla tavukların varlığına bir şükür edişim vardı ki! Çocukları düşünerek yanımıza çikolatalı fındık kreması almayı akıl etmiştik de kendimiz için kahvaltılık götürmeyi düşünememiştik. “Yahu insan bir hafta zeytin peynir yemezse ne olur” demeyin, yanınıza giderken bir şeyler alın. Yoksa benim gibi el memleketlerinde rüyanızda zeytin görür, memleketteki açık büfe kahvaltıları hayal edersiniz.

NEYE NİYET NEYE KISMET

Ankara’dayız, hava güzel. ODTÜ’de okuyan kızıma geldik, bizi gezdiriyor.

"Sizi bir yere götüreceğim, limonlu keki müthiş, çok meşhur" dedi. Yemek olur da biz hiç yok der miyiz, tabii ki demeyiz; demedik de zaten.

Burası Ümitköy’de küçük, sevimli, butik tarzı bir kafe. Adı Turta.

DÜNYANIN ATATÜRK'LE İLGİLİ SÖYLEDİĞİ SÖZLER

UNESCO’nun Atatürk tanımı;
“Atatürk, uluslar arası anlayış, iş birliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir devrimci, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayrımı gözetmeyen, eşi olmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur.”

HIDIRELLEZ VE GÜL AĞACI

5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan akşam Hıdırellez etkinlikleri başlar. Bu sene de birçok etkinlik hazırlandı. Ancak havanın yağmurlu olması nedeniyle belli yerlerde bu heyecan ve eğlenceler istendiği gibi olamadı. Hıdırellez kendimizi bildik bileli yapılmasına rağmen arkadaşların konuşmalarından tam anlamıyla ne olduğunun bilinmediğini anladım. Daha önce bir kaç kez yazmıştım. Fakat konuşulanları duyduktan sonra bir daha yazmaya karar verdim. Çünkü bizim kültürümüzün olmazsa olmazlarından bu. 

KREDİ DERECELENDİRME (RATING) KURULUŞLARI ASLINDA NEYİ ÖLÇÜYOR? (I)

Sevgili okurlar,

Bugünden itibaren 3 yazı dizisi şeklinde kredi derecelendirme kuruluşlarına, notların anlamlarına ve kredi derecelendirme kuruluşlarının aslında neyi ölçtüklerine değineceğim. Konu önemli, zira bu notlar Türkiye’nin ekonomik itibarını etkileyen ve aynı zamanda Türkiye ekonomisinin görünümünü, uluslararası yatırımcılara, piyasalara gösteren notlar. Bu notlar aynı zamanda Türkiye’ye yapılacak yatırımları da etkileyebilecek düzeyde. 

SEÇİME GİDERKEN TÜRKİYE VE İZMİT

On iki yıldır tek başına iktidar olan, karışanı olmayan AKP iktidarı, 2019’da yapılması gereken seçimleri öne aldı. Öne almak da ne söz, “erken seçim” bile denmeyecek biçimde, “baskın seçim” kurnazlığına gitti. Kamuoyunda, piyasalarda konuşulanları bir biçimde de doğrulamış oldu.
Ne idi kamuoyunda konuşulanlar!

Antik İzmit Kenti, Seyyahların Deyimiyle “Kralların ve İmparatorların Kenti”

“Nicomedia çarpıcı ve muhteşemdir. Orada her şey bol olarak bulunur. Bir kamu binası ile cennetten gelen kutsal bir ateşle yandığı söylenen ve daha sonra Constantinus tarafından restore edilen eski bir hükümet binasına (Basilika) sahiptir. Aynı zamanda bir de Sirk (Hipodrom) vardır.” (“Expositio totius mungi et gentium” adlı antik kaynaktaki anlatım, MS 4’üncü yüzyıl)

Aşk şehri, aşıklar şehri PARİS…

14 Şubat Paris…
Ben tutturdum 14 Şubat Sevgililer Gününde Paris’te olacağım diye, üstelik tek başıma. Peki neden?
Paris tarihi ve turistik açıdan oldukça yoğun ve doyurucu bir şehir. Görülmesi gereken en az 30 nokta var fakat tüm dünyaca bilinen bir gerçek var ki “Paris romantik bir şehirdir.” Eee madem öyle gidelim bakalım 14 Şubat’ta.

Konum Attık, Hadi Gelin

Baharın iyiden iyiye kendini gösterdiği bu ayda bizim gibi doğaseverlerin yerinde duramayacağını çok iyi biliyoruz. Aylardır kapalı mekânlarda sıkışıp kaldıktan sonra vücut, o sahildeki iyot kokusuna, deniz kumunun tozuna ya da yayladaki huzura kendini atmak istiyor. Düşünsenize, iki günlük hafta sonu molasında, deniz kenarında sessiz sakin kitabınızı okurken, sıcak bastığında yeni yeni ısınan denize girdiğinizi... Ya da gecesinde büyük bir ateş yakarak sohbetler ettiğiniz bahar kampını... 

Time Kocaeli çok sevildi, şimdi daha fazla üretme zamanı...

Nisan ayında harika bir tanıtım gecesiyle okurlarımızla buluştuk.
Yazın resmen geldiği sıcacık bir günde kentin birçok tanınmış siması Time Kocaeli için İzmit Yelken Kulübü’ndeydi. 
Herkesin birbiriyle muhabbet ettiği, orada bulunmaktan keyif aldığı çok güzel bir organizasyon oldu.
Türkiye’nin tek kadın akordiyon sanatçısı Özge Metin, sesi ve yaptığı müzikle herkesin beğenisini kazandı.

SEÇİMLER

Gördüğüm kaçıncı seçimdir hatırlamıyorum. Mahalle muhtarlığı, belediye başkanlığı, milletvekilliği, cumhurbaşkanlığı derken, topladığımda sayısı nereleri buldu bilemiyorum. İhtilallar, darbeler, darbe girişimleri de az değil yani.

Her biri ayrı bir deneyim olmuş bana. Doğrudan girdiğim yani aday olduğum seçimler de var elbette. Kazandıklarım var, kaybettiklerim var ki, bunlar da deneyimlerimi pekiştirmiş.

Ben Şimdi Ressam mı Oldum

Bir yer düşünün; içeri adım attığınız an kendinizi farklı bir dünyadaymış gibi hayal ediyorsunuz.. Saatlerce mekândan ayrılmak istemiyorsunuz; üstüne üstlük oradan ayrılırken kendinizi bir sanatçı gibi hissediyorsunuz. 
“Canım benim eserim, biraz önce yaptım.” “Ah evet, ben yaptım, hiçbir destek almadan hem de. Evet, çok yetenekliyim” gibi usta bir sanatçı edası takınıp, kurduğum cümlelerle dolanıp duruyorum kalabalığın içerisinde. Aman eserime bir şey olmasın, kimse bana çarpmasın, boyası bozulmasın diye zırhla örülü bir duvar eşliğinde hızlı adımlarla yürüyorum. Belki her gün yaşadığım, rutin bir olay değil bu ama bir gün de olsa kendimi ressam gibi hissettiğim bir mekândan, Studio Masterpiece’ten bahsedeceğim size.

STRES ATMAK MI İSTİYORSUNUZ? O ZAMAN GİDECEĞİNİZ YER STUDIO MASTERPIECE.

Öncelikle yazıma, haftanın ilk günü ulusça idrak ettiğimiz “ 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” her Türk vatandaşına Ata’mızın yolundan yürümenin gurur ve inancının ne denli değerli olduğunu hatırlatarak, ilelebet özgürlük mutluluğunu kaybetmemeleri dilekleriyle ve bayramınızı kutlayarak başlamak istiyorum.

BÜYÜK İSKENDER VE BİZ

Tarihte bilinen ilk büyük fatih olarak tanınan Büyük İskender’i bilirsiniz. Yaşadığı toprakların 3 bin kilometre uzağına gidip fetihler yapan, bunu yaparken de askerlerini;
“Zeus siz koruyor” diye yüreklendiren gencecik bir komutandır. 

ÇOCUKLARIMIZ VE BİZ

Mustafa Kemal Atatürk;

“Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar önce onurlarını, sonra özgürlüklerini, daha sonra bağımsızlık ve geleceklerini kaybederler.” demiş. Bu söylemin tek bir sözcüğüne bile karşı çıkmak olası değil.

KOCAELİ İÇİN NE DÜŞÜNÜYORLAR

“93 muhaciri” olarak tanımladıklarımızın bir şey düşünecek durumları yoktu kuşkusuz. Savaştan kaçtılar ve doğup büyüdükleri yerlerin iklim koşullarına benzer bir yer bulduklarında oraya yerleştiler ki; Samanlı Dağları’nın etekleri ile özellikle Artvin yöresinin iklim koşulları çok benzeşir birbirine…

LOCALE ANESTESİ!

Ne demiştik? Görevimiz keyif!
Keyfimizin peşine düştüysek eğer iliklerimize kadar tüm vücudumuzun bundan nasibini alması gerekir.
Tarafınızdan da anlaşıldığı üzere, en başta da midemizin :)
Merve’nin yaklaşık bir ay kadar önce keşfedip, gidelim gidelim diye başımın etini yediği ve sonunda geçtiğimiz hafta sonu fırsat bulup gittiğimiz “Pizza Locale” tahminimizin de ötesindeymiş.

TESADÜF MÜ

Merhaba, ben Kübra Özçelik. 1985 yılında Erzincan’da doğdum. İlköğretim ve lise öğrenimimi hiçbir zaman kopamadığım güzelim beldemiz Değirmendere’de tamamladım. Hayallerimdeki meslek  her ne kadar İç Mimarlık olsa da ailemin psikolojik baskısıyla Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesini 2008 yılında  bitirmiş oldum. Meslek hayatıma Kocaeli Barosu’na kayıtlı serbest avukatlık yaparak devam ediyorum. Özel hayata dair  bir şey yazmam gerekirse kısaca evli ve iki çocuk annesiyim :) 

GELECEĞİNİZİ DÜŞÜNMELİSİNİZ!

Genç bir insansınız, evinizde bir karınız, bir de çocuğunuz var ve asgari ücretle bir yerlerde iş bulma şansını yakalamışsınız!
Çabanız ne olur?
Önce eve ekmek götürmek, sonra biraz daha fazlasını; peynir, süt, sebze, meyve götürmek. Arada bir dışarıda yemek yemek, karınıza bir giysi, çocuğunuza bir oyuncak almak. Fazlasını söylemiyorum, hayal kurmanın sınırı yok çünkü.

Madrid

İspanya’nın başkenti Madrid’in tarihi ve turistik önemi hakkında sayfalarca yazabilirim ama yazmayacağım…
Bir şehir düşünün, 4 mevsim gidilir mi? Gidilir.
Bir şehir hiç durmaz mı, yorulmaz mı, yormaz mı? Yormaz. Bu şehir doyuruyor insanı; gözümü, karnımı, ruhumu doyuruyor.

Yeryüzünde Cennetten Bir Köşe: KIYI

Merhaba Sevgili Time Kocaeli okuyucuları, 20 yılı aşkın kurumsal hayattan sonra, Sapanca’da inzivaya çekilmişken sevgili Tolga Tamer tarafından köşemden alınıp sizlerle buluşmak üzere bu sayfalara getirildim.  Açıkçası bu durumdan rahatsız olduğumu söyleyemeyeceğim. Bu yeni oluşumun parçası olmaktan çok keyif alıyorum. Sizlerin de bu yepyeni heyecanı ve keyfi bizlerle paylaşıyor olmanızdan dolayı çok teşekkürler.

KRALİÇENİN MEMELERİ

Öykü bu ya; uzak ülkelerin birinde bir kral, kralın eşi bir kraliçe ama çok güzel, güzelliği dillere destan bir kraliçe. Kral ve kraliçe yaşamlarından memnun, ülke halkı yönetimden memnun, yaşayıp gidiyorlar.

Sanat Galerisi ve Sergi Nasıl Gezilir

Nasıl anlatsam, nereden başlasam bilemiyorum. Küçücük bir yerde doğup büyüyen, birçok kişinin öncelikle cinsiyetinden sonra da naifliğinden bir şeyler başaramayacağına inandığı ama şu anda birçok işin altından kendi başına gururla ve başarıyla kalkan biri ile karşı karşıyasınız. Kendimi övmek değil amacım, sadece örnek olmak ve farkındalık yaratmak için geldim buraya... Kendimi bildim bileli içimde büyütmeye çalıştığım sanat aşkımı; bir gün bir platformda sevdiklerimle tanıştırmak, yeni okuyucularımla tanışmak ve bu sayede sanat ile her kalbe dokunmak için buradayım. Yayına girdiğinde elinize alacağınız Time Kocaeli’de hep birlikte sanatsal projelerimden, kültür sanat etkinliklerinden, yerli ve ulusal sanatçılardan, sanat akımlarından bahsedip sergi salonlarını gezecek, konserlerde en önde şarkı söyleyecek, tiyatro oyunlarını kurallarına göre izleyeceğiz. Önerilerinizle şehrin sanatına dokunacak, eksikleri tamamlayacak,var olanların güzelliğini hep birlikte sevdiklerimizle paylaşacağız.

hakuna matata!

Merhabalar 1982 yılının Haziran ayında İzmit’te doğdum. Kocaman çınar ağaçlarının arasından tren geçen bu şehirde büyüdüm. Üniversite eğitimi için aşık olduğum İstanbul’a gidip 8 yıl orada yaşadım ve bir kez daha aşık olup evlenerek, çok sevdiğim masallar şehrinden ayrıldım. Kayseri, Konya derken tekrar İzmit’te yaşamaya başladım. Bu süreçte iki kız çocuğu dünyaya getirerek bambaşka aşklar keşfettim. Fark ettim ki aşk; bize öğretilen gibi sadece karşı cinse duyulan tutku değilmiş. İnsan yıllandıkça bambaşka aşklar keşfediyor…

SANATÇI DENDİĞİNDE

Sinema oyuncusu Hülya Koçyiğit, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na, Hatay’a giden kimi sinema oyuncularını, şarkıcı ve türkücüleri eleştirmesi nedeniyle yanıt vermişti bildiğiniz gibi ve; 

"Sanata, sanatçısına bu denli kıymet veren, dünyaya adını duyurmuş bir liderin ardından, Atatürk'ün izinden gitmeye çalışan aynı partinin lideri Sayın Kılıçdaroğlu'nun ülkesinin sanatçıları için az bile söylediğini ifade ettiği sert, nahoş bu sözleri, partisinin kuruluşundan bugüne var olan paydasıyla örtüşmediğinin bir göstergesidir" demişti.

acı mı acı tatlı mı tatlı

KEÇİ şimdi ne alaka? Valla ben de Betûl Mardin’in yalancısıyım. Bizim ismimiz aslında Betûl yani Arapça temiz kadın demek. Fakat İstanbul Türkçesi sebebiyle ü ile okunmuş hep. Betûl ismi Farsça KEÇİ demekmiş, olay bundan ibaret. Hoş, bizimkiler gayet uygun buldu bunu niyeyse!!! Sonuçta Arnavut kanı taşıyorum. Ben öyle olduğumu düşünmesem de... (tamam belki biraz ısrarcı olabilirim ama herkes zaten yapmaz mı, ikna etmeye çalışmaz mı, illa oldurmaz mı ya da ne bileyim gidilecekse gitmez mi? ) Ne güzel işte vazgeçmiyorum. Balık burcu olduğumdan duygusallık had safhada, hayal kurmada üstüme yoktur; 5 dakikada size bir komplo teorisi yazabilirim. 

Yaşam Enerjimizi Nasıl Yükseltiriz

Merhaba, sizlerle “Işığını Yansıt” köşemizdeki düşüncelerimizi bundan sonra TIME KOCAELİ dergisi aracılığı ile devam ettireceğiz. Bilinçli güzelliğin yanı sıra, spiritüel içerikli yazılar ile her ay sizlerle buluşacak ve fikir alışverişlerinde bulunacağız. Önümüzdeki ay “Sizlerden Gelen” konu başlığı altında; Instagram ve Facebook sayfalarımıza mesaj yolu ile sorduğunuz soruları da cevaplandıracağım.

Yeni bir merhaba

Yazmaya başladığımın üstünden yıllar geçmiş. Kaç köşe yazısı, kaç sanat sayfası, kaç tanıtım yazısı yazdığımı hatırlamıyorum bile. Bu süre içinde, beni okuyan insanlara kaç kez günaydın dediğimi, kaç kez merhaba dediğimi de hatırlamıyorum doğal olarak.

Like

Bakın şimdi ben buraya bir şeyler karalayacağım, sonra kendi sosyal medya hesaplarımda bu karaladığım şeyi paylaşacağım, ortalama yüz kişiden kocaman birer “like” alacağım. Sonra bu yüz kişiye mesaj atıp yazımı nasıl bulduğunu, hangi kısmına katılıp neresinin onlara ters geldiğini soracağım ve karşılığında çoğunluktan “Ay tatlım bi vakit bulup okuyamadım ama ilk fırsatta okuyacağım, görünce öyle beğendim” cevabını alıp oturacağım.

Her Bitiş Yeni Bir Başlangıçtır

Merhaba sevgili okur,
Benim kim olduğumu merak ederseniz, sakın ismimin önünde yazan Prof unvanına takılmayın. Onun önünde daha başka “ben” özellikleri var... Sizinle bu ilk yazıda tanışırken “Ben kimim?” sorusunun karşılığını hiç düşünmeden şu satırları hemen yazarak açıklayabileceğimi sanıyorum... 

“Kocaeli'de Bu Hafta Neler Yapabiliriz?”

Sevgili okurlarımız merhaba, 
“Kocaeli'de Bu Hafta Neler Yapabiliriz?” yazı dizimizin ilki çok beğenildi, devamı gelmeli diye düşündük. Hazır hafta başındayken de bu hafta Kocaeli’de monotonluktan uzaklaşarak, neler yapılabilir diye araştırdık. Önce sizler, sonra da kendimiz için. Umarız beğenirsiniz. 

YİNE ÇOCUKLARIMIZ

Dün dernekte arkadaşlarla çalışmalarımızı yürütürken içeriye doğru eğilerek bakan iki küçük beden dikkatimizi çekti. Ben hemen “ Çocuklar bir şey mi istiyorsunuz? Gelin bakalım buraya” diye seslendim. İkisi önde, bir tanesi arkalarında üç erkek çocuğu utanarak bize bakıyorlardı.

OLANLAR BANA YETER

Minimal Olacaksın...

Geçenlerde Nil Karaibrahimgil bir yazısında "Charlotte Kuralı"anlatmış. Böyle bir kural olduğundan Nil' in yazısını okuyunca haberdar oldum. Aslında bu benim 3-4 senedir kendi hayatımda uygulamaya çalıştığım ve kısmen başarılı olduğuma inandığım bir yaşam şekli.  Konunun özü; az ile, ihtiyacın olan kadarla yaşamak.  

Anne Olmak

Herkese kocaman merhaba… Ben Burcu Uskan Aslan… Tanıyanları buradan kucak dolusu selamlarken, tanımayanlara bendenizi tanıtmak isterim. Adını kızımdan alan “Ecrin Organizasyon”un sahibesiyim. Sevgili eşim Bahadır ile olan15 senelik evliliğimi, 11 yaşındaki dünya tatlısı kızım Ecrin Deniz ile taçlandırma şansına nail olmuş bir anneyim. Sevgili arkadaşım Tolga Tamer, beni arayıp Time Kocaeli’yi hazırlamaya başladığını söylediğinde yaşadığım heyecan inanılmazdı.

BULAŞMALAR

“Bulaşma (isim) Fr. Contamination: iki şeyin birbiri üzerine olan etksiyle yeni bir şeyin meydana çıkması. İki şeyin birbirinin etkisine açık olma durumu, geçiş.
“Bulaşmalar/ Contaminations”, birbirlerine ve sanat aracılığıyla üretimlerinin alılmayıcısı olan izleyicilere “b/ulaşma” halini amaçlayan sanatçıların bir araya geldiği bir sergi.

SONUNCU OLMAK İYİDİR

Düşünün bir an; sonuncu olmuşsunuz!
Sonuncu olmak genel anlamda hoş bir şey değildir kuşkusuz. Bir yarışmanın, bir turnuvanın, bir sınavın sonuncusu olmak hangi insanı mutlu edebilir!

İzmit’te yaşamayın İzmit’i yaşayın

Bir kent olarak 2.300 yıllık kesintisiz bir geçmişe sahip olmasına rağmen; tarihsel bilinirlik ve arkeolojik miras bakımından dünyanın en şanssız kentlerinden biridir İzmit. Coğrafi konumu sebebiyle Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan geçiş güzergâhı üzerindedir. İzmit’ten geçmeden Avrupa’ya gidemezsiniz. Kronolojik olarak İstanbul’un abisidir ama günümüzde İstanbul’un üvey kardeşi konumundadır. Korunaklı iç deniz yani bir körfez olması nedeniyle her dönem deniz ticareti ve donanma kenti görevi üstlenmiştir. Ülkemizin sayılı turizm kentlerinden biri olabilecekken; sanayiye feda edilmiş bir kenttir o.

Ne YAPALIM ŞİMDİ BADECİĞİM?

Bahar havası bizimle saklambaç oynarken, azıcık görünen güneş bile yetti içimizi kıpır kıpır etmeye...
Geçenlerde yazdığım “İlişkiler ve Statüleri” yazım çok beğenilmiş, destek görmüş, teşekkür ederim. Bununla ilgili de bir sürü soru geldi; fikirler, anılar, “E ne yapalım?” lar? Tamam, ben de onu diyorum; ne yapalım şimdi?

ARABİSTAN VE BİZ

Suudi Arabistan’da, Kral Salman’ın yerine tahta geçmesi beklenen Veliaht Prens Muhammed bin Selman, New York Times gazetesine bir röportaj veriyor ve hayalindeki Suudi Arabistan’ı anlatıyor.

ACİL SERVİSTE BİR SABAH

Öncelikle sağlık sektörü çalışanlarına karşı hiç önyargılı olmadığımı, pek çok doktor ve hemşire arkadaşım olduğunu ve işini doğru yapan herkese saygımın sonsuz olduğunu belirtmek istiyorum. 

Bu yazı bir ön yargı yazısı değil, deneyim yazısıdır. 

Erkekler Etek Giyer mi?

Evet yazının başlığı biraz garip oldu biliyorum. Ama çocukluğumun bir bölümünün geçtiği Kocaeli zamanlarında aklıma bile gelmeyen bu soru İskoçya’ya gelince cevap buldu. Başta ben de herkes gibi garipsedim ama sonra erkeklerin kilt (etek) giymesinin bu ülkede çok normal olduğunu ve hatta bunun gurur verici bir şey olduğunu anlamam hiç de uzun sürmedi.

ALDIKLARIMIZ - VERDİKLERİMİZ

TBMM’de Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı görüşülüyor. Görüşmeler sırasında, CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, yanıtlaması istemiyle Maliye Bakanı Naci Ağbal’a sorular soruyor ve kamu yatırımlarında Kocaeli’nin haksızlığa uğradığını belirtiyor.

SİZE NE

Şimdi size dün başıma gelen ve beni çok etkileyen bir olay anlatacağım. Annemle çarşıya inerken, kıkır kıkır gülerek sohbet ediyorduk; keyfimiz yine yerindeydi. İki kadının kaldırım kenarında kız çocuklarıyla karşıya mı geçsek, yoksa bu taraftan mı devam etsek kararsızlığında bir münakaşada olduğu gözüme bir an çarptı. 

DÜNYA SAHNE BİZ OYUNCU

Dün Dünya Tiyatro Günü idi bildiğiniz gibi. 1961 yılının 27 Mart günü kutlanmaya başlanan Dünya Tiyatro Günü dün bir kez daha kutlandı. 
Dünya Tiyatro Günü ile ilgili ilk bildiri 1962’de Jean Cocteau tarafından yazılmıştır. Ülkemizde ise tiyatro ile ilgili ilk ulusal bildiriyi, Türk tiyatrosunun unutulmaz ismi, yaşamını ntiyatroya adamış bir sanat insanı olan Muhsin Ertuğrul kaleme almıştır...

SOSYAL MEDYA VE KADINLARIMIZ...

 Teknolojinin ilerleyerek  inanılmaz  boyutlara  gelmesinin  insanlık adına fevkalâde  faydalı  olduğu tartışılamaz... Belli  gelişmiş  ülkeler  ve  toplumlar  bu  kazanımı  kendilerine  yönelik  en  faydalı  yanıyla  algılayarak kullanma lüksü  içindeler. Ve  hiç  ara  vermeden teknoloji  dünyasını  yeniliklerle yüceltiyorlar. Biz  ve  bizim  gibi  işin dalgasında  görüntüsü  vererek,  tüm  teknolojik  gelişmenin  hazırına  konan  ülkelerdeyse,  adeta  baş  belası... Evet,  kafamızı karıştıran şu  nam-ı değer  “ İNTERNET“

Kocaeli'de Bu Hafta Neler Yapabiliriz?

Sevgili okurlarımız merhaba, bundan böyle köşemde gideceğim, gitmeyi düşündüğüm ya da gidemesem bile hayaller kurduğum organizasyonları sizinle paylaşacağım. "Kocaeli'de Bu Hafta Neler Yapabiliriz?" yazı dizisinin ilki ile merhaba. Bildiğiniz gibi sanatla ilgilendiğim için bu yazıda önceliği sanatsal projelere veriyorum. Şehrimize geldiğinden beri sayısız konser, tiyatro, dans gösterilerine ev sahipliği yapan Hayal Kahvesi'nde bu hafta neler varmış bakalım? 

BİR ANI BİN DERS

Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşı, yol arkadaşı İsmet İnönü arasında geçen o anıyı bilirsiniz. Yalnızca anı olarak öylesine anımsanıp geçilecek bir olay değildir bu. Bilmeyenler için kısaca bir kez daha yazalım köşemize, sonrasında günümüzle ilgili, günümüze uyarlayıp küçük bir yorum yapalım…

Sevdiğiniz İşi Yapmanın Mutluluğu

Bugün sizlere hayal edip, kavuştuğum işimin mutlu yanlarından bahsedeceğim.Son zamanlarda sabah kendi işim, iş çıkışı da dergiye yoğunlaştığımdan bırakın bir paylaşım yapmayı, sosyal medyaya sadece araştırmak için giriyorum. Hal böyle olunca da, takipçilerimden biraz uzak kalıyorum. Ama eminim ki aranızda heyecanımı anlayacak güzel yürekli okurlar vardır.

KOCAELİSPOR

Başlarken;
“Yazacak çok şey var” demiştik.
Evet var. Yaşadığımız evrende, yaşadığımız çağda, yaşadığımız ülke ve bölgede, kentte gerçekten de cok değil, çok ama çok şey var yazacak. Yaşam sürdükçe de hep olacak. Biz olacağız ya da olmayacağız, yazacağız ya da yazamayacağız, birileri mutlaka yazacak. Gazeteden mi olur, internetten mi olar artık bilinmez ama yazılacak, okunacak.

Salı Geceleri Kimseye Söz Vermeyin

Bundan böyle yemek yaparken en güzel kıyafetlerimi giyeceğim. Siz de öyle yapın. Sabah kalkınca makyajınızı yapın, en şık elbisenizi giyin, hatta varsa takım elbise ceket daha makbule geçer.Çalışıp çalışmamanız önemli değil. Eşinizi işe, çocuğunuzu okula gönderin.Yemek için mutfağa geçin. Ama üstünüzde ceket olsun gene. Belki bir arkadaşınıza gidersiniz, pratik şöyle hemen bir cheesecake pişiriverin. Ama sakın üstünüzdeki ceketi çıkarmayın.

SEVGİ HERŞEYİN ÜSTESİNDEN GELİR

Merhaba sevgili Okurlar,

Bugün size minik ev arkadaşım ile beraber bir yazı hazırlamak istedik. Minik ev arkadaşım dediysem, boyut olarak minik ama size tüm dünyasını verebilecek kadar kocaman kalpli Papyon’dan söz edeyim yazımın başında...

Size ne bir eksik ne bir fazla, tatlı bir andan bahsedeceğim.

Üniversite ikinci sınıftaydım. Yaz tatiline geldiğimde staj yapabileceğim bir klinik ayarlamıştım. Buraya meslekle ilk tanışma yerim de diyebiliriz. Klinikte dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite bozukluğu olan, down sendromlu, öğrenme güçlüğü çeken çocuklarla Neurofeedback yöntemiyle çalışılıyordu.

HER TAŞI ŞİİR OLAN KENT

Biliyorsunuz, bugün Dünya Şiir Günü. Sanata her zamankinden daha çok gereksinim duyduğumuz şu günlerde, şiir gibi bir güzelliğe ayrılan günü kutlamanın da ötesinde bir şeyler yapabilsek keşte. Yine de enseyi karartmayalım ve gelecek günlerin daha güzel olacağı umuduyla şiir severlerin gününü kutlayalım…

YAŞLANMAK MI, YAŞ ALMAK MI?

Biliyorsunuz  geçtiğimiz  günlerde   gündeme  oturan  “YAŞLILIK”  adına  bir  çok  etkinlik  ve  söyleşi yapıldı... Bu  gündem  yaşlılık  konusunu  ve  kimin  yaşlı  olduğunu  irdelememize  neden  oldu. Aaaa,  gördüğüm  kadarıyla  kimse  yaşlı  olmayı  kabul  etmiyor. Hatta  bu  fizyolojik  duruma  “Yaşlanmak  değil,  yaş  almak  bu  canım.” sözleriyle  ironi  yapıyorlar.

PAZAR SENDROMU

Yeni haftadan hepinize “MERHABA”. Ama eğlenerek ama dinlenerek geçirdiğimiz bir hafta sonundan sonra hoş geldin “PAZARTESİ”. Çalışan insanlar için “PAZARTESİ” günleri sendrom sebebi ise, çalışan bir kadın olmama rağmen “PAZAR” günleri benim için çok daha fazla “SENDROM” sebebi. 

Kısa boylu olmak...

Birgün yakın bir arkadaşımla ev aksesuarları satan bir mağazada dolaşıyorduk.
Dört katlı bir yer, içinde aradığın her şey var.
Mağazadan çıkmaya hazırlanırken, arkadaşım:

ÇOCUKLAR TARTIŞIYOR

Tartışırlar, tartışırlar da; TBMM’deki milletvekilleri, komisyonlardaki bakanlar, yönetim kurulu üyeleri gibi falan tartışmazlar...
Kısır politik çekişmelere giren sıradan insanlar gibi, tarla tapan kavgası yapan komşular gibi tartışmazlar...
Bir topun ardından koşan 22 futbolcu gibi, o futbolcuların adından ün kazanan yöneticiler gibi tartışmazlar...

TUTKU

Size egosuna kurban olmayan bir anneden bahsedeceğim bu sefer. Şimdi hikayenin esas kahramanı anneymiş gibi başlamış olduk ancak baba ve çocuk da hikayenin esas oğlanları. Benim anneyle yani Pınar’la tanışıklığım BEKAERT Fabrikaları’nda verdiğim seminerlerden geliyor; kendisi tanışıp çok sevdiğim, hayatı karşılama şeklini takdir ettiğim biri.

GELECEĞİMİ SATIN ALMA..

Geçen hafta Tepecik mahalle muhtarı ve çok sevdiğim bir ağabeyim olan Güngör Saner beni aradı.. “Sevcan, ayın on üçünde bir yere söz verme sakın.. İzmit Kaymakamlığından davet geldi.. Oraya gideceğiz” dedi ve fazlada bir şey anlatmadı.. Önce bir düşündüm, ayın on üçü Salı günü bir randevum var mıydı diye.. Aklıma hiç bir şey gelmedi o anda.. Allah, Allahhh ne toplantısıydı bu acaba.?

16 MART 1848

Önemli bir gündür bu tarih. Türkiye için önemlidir, Türk insanı için önemlidir, Türkiye’nin geleceği için önemlidir. Önemlidir çünkü, öğretmen okullarının kuruluş tarihi olarak bilinmektedir.

YÜREĞİNİZ SIZLAMIYOR MU?

Dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin, sohbet edeceğiniz insanların önemli bir bölümü ülkesini sevdiğini söyleyecektir size. Ülkesi için neleri göze alabileceğini sorduğunuzda ise her biri farklı yanıtlar verecektir belki de.

Anadolu insanının tam da bu noktada bir farklılığı, bir ortak yanı vardır. Neleri göze alabileceğini sorduğunuzda; “Vatan sana canım feda.” yanıtını verecek çok Anadolu insanıyla karşılaşacağınızdan hiç kuşkunuz olmasın...

BEN DOSTLARIMI RUHUMLA SEVERİM. O NE DURUR NE DE UNUTUR..

Bakınız büyük düşünür  Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ne  demiş..

Ben dostlarımı ne  kalbimle, ne de aklımla  severim.. Olur ya,  kalp  durur,  akıl  unutur... Ben dostlarımı ruhumla severim.. O  ne durur,  ne de  unutur..

Evet  efendim.. Bu  söz  dünyanın  en  eşsiz  zenginliği  olan  “DOSTLUK”  üzerine  söylenmiş.